Assos Tarihi

Assos doğa ile tarihin içiçe girdiği insanı büyüleyen bir yerdir. Dört mevsim boyunca bir başkadır Assos… Bozulmamış doğal yapısı ve tertemiz havasıyla sessizlik ve sukunet arayanlar için idealdir. Tarihi dokusu ve kendine özgü mimari yapısıyla da cezbedicidir. Köy evlerinde Rum yapısı izleri hala belirgin. Ortaçağ mimarisini andıran yapılarıyla da dikkat çekici. Antik kenti ,pırıl pırıl denizi ve efsaneler dolu bir kenttir Assos… M.Ö 1000’li yıllardan itibaren özellikle Ege’deki adalardan bu bölgeye göç edilmiştir.

Geçmişteki önemli filozoflardan Aristo,bu bölgede yaşamış ve M.Ö 347-344 yılları arasında bir felsefe okulu kurmuştur. Önce Midilliler daha sonrada Persler olmak üzere Romalılar, Bizanslılar ve son olarak da Osmanlıların egemenliğine giren Assos bölgesi,tüm bu devletlerin mimari, kültürel ve yapısal özelliklerini taşıyan zengin bir tarihe sahiptir.

Athena Tapınağı; İsa’dan önce 530’da Akrapol’un en yüksek tepesine kurulmuştur. Assos kalıntılarının en önemli yapılarından olan bu tapınağın tepesinden denize doğru bakıldığında Agoralar,Agora’nın batı yanında küçük bir Tapınak,doğu yanında Bouleuterion ,güneyinde de Hamam,Antik Anfi Tiyatro ve Gymnasium’u görmek mümkündür. Bu tapınağın eteklerinde kurulmuş olan Behramkale Köyü orta çağ mimarisine sahip insanı büyüleyen bir doğa harikasıdır.

Hüdavendigar Camii 14. Yüzyılda I.Murat döneminde Assos yıkıntıları arasında yüksek bir tepeye kurulmuş görkemli bir yapıya sahip olan ,saymakla bitmeyen tarihi güzelliklerimizdendir. Yine 14.Yüzyılda yapılmış olan Behramkale Köyü Köprüsü Tuzla Çayı üstünde yerel taşlardan yapılmış eşsiz mimarisi ile bölgeye ayrı bir hava katmaktadır. Bu bölgenin tarihi yerlerini ve özelliklerini saymakla bitiremeyeceğimizden sizi assos’a davet ediyoruz…