Deniz Kenarında Oynanan 7 Telefonsuz Oyun

Deniz Kenarında Oynanan 7 Telefonsuz Oyun

‘’Deniz kenarına geldik ama herkes yine telefona bakıyor.’’

Çok tanıdık bir an değil mi? Belki de telefonu bir kenara bırakmak için karı kurallara değil, iyi bir oyuna ihtiyacınız vardır. 

Tatil dediğimiz şey biraz da günlük alışkanlıkların dışına çıkmak değil mi? Sabah alarmını düşünmemek, saate daha az bakmak, denizin sesini duymak, çocuklarla gerçekten oyun oynamak, uzun uzun sohbet etmek. Ama telefonlar hayatımızın öylesine doğal bir parçası haline geldi ki bazen denizin hemen yanı başında bile ekrana dalıp gidebiliyoruz. 

Oysa Kadırga Koyu gibi denizin, taşların, rüzgarın ve açık havanın tadını çıkarırken, telefonu çantaya koyuyoruz. Bu kez fotoğraf çekmek için bile çıkarmıyoruz. 

Peki ne yapıyoruz?

1.Deniz Dedektifliği

Bu kez görevimiz çevremizde daha önce dikkat etmediğimiz küçük ayrıntıları bulmak. 

Açık renkli bir taş, ilginç şekilli bir çakıl, kıyıya vurmuş bir deniz kabuğu, açılmış bir yelkenli, gökyüzünde bir kuş...

Oyuna başlamadan önce beş ya da on maddelik küçük bir liste oluşturabilirsiniz. İlk tamamlayan kazanır. Bir de önemli bir kuralımız olsun. Doğayı keşfedelim ama toplamayalım. Bulduğumuz taşları, kabukları ve diğer doğal parçaları ait oldukları yere bırakalım. 

Belki de oyunun en güzel yanı budur. Çocuklara ‘’doğayı korumalısın’’ diye uzun uzun anlatmak yerine ona bakmayı ve fark etmeyi öğretir. 

2.Bir Taşa Hikaye Uydur

Kıyıda dikkatinizi çeken bir taş seçin. Sonra ona bir hikaye uydurun. 

Bu taş buraya nereden gelmiş olabilir?

Kaç yıldır burada?

Çocukların hayal gücüne bıraktığımızda küçük bir taşın hikayesi şaşırtıcı yerlere gidebilir. Bir anda korsan gemisinden düşmüş bir hazineye, gizemli bir taşa ya da denizin sakladığı hayali bir kahramana dönüşebilir. Oyunun sonunda taşı yine yerine bırakıyoruz. Hikayesi bizimle kalıyor. 

3.Bir Dakika Sessizlik Oyunu

Kimse konuşmayacak. 

Sadece bir dakika.

Ama amaç sessiz kalabilmek değil; duyabildiğiniz kadar çok farklı sesi fark etmek. 

Dalgaların kıyıya gelişi...

Rüzgarın sesi...

Bir kuş...

Çakıl taşlarının su çekilirken çıkardığı ses...

Uzaktan konuşan insanlar...

Bir dakika bittikten sonra herkes duyduklarını saysın. Bakalım kim daha fazla ses duymuş?

4.Bulut Neye Benziyor?

Çocukluğumuzun en eski oyunlarından biri ama nedense büyüyünce unutuyoruz. Gökyüzüne bakın ve bir bulut seçin. 

Kocaman burunlu bir adam mı?

Bir ejderha mı?

Yoksa dondurma külahına mı benziyor?

Bir kişi gördüğü şekli söyler, diğerleri bulmaya çalışır. Üstelik bu oyunda doğru cevap yoktur. Birinin tavşan gördüğü yerde diğeri kuş görebilir. 

5.Tatil Kelimesini Yakala

İlk kişi deniz veya tatille ilgili bir kelime söylüyor:

Sonraki başka kelime söylüyor. 

‘’Kum’'’

Ardından güneş, yüzmek, şemsiye, şapka, havlu, Assos, Kadırga...

Ancak daha önce söylenmiş kelimeyi söylemek yasak. Oyun uzadıkça kolay görünen kelimeler tükeniyor ve sıra size geldiğinde birkaç saniye içinde yeni bir şey bulmak giderek zorlaşıyor. 

Çocuklarla oynuyorsanız süre sınırı olmasın. Bırakın düşünsünler, çevreleribe baksınlar ve kelimeyi kendileri bulsunlar. 

6.Sahil Hafıza Oyunu 

Çevrenize 20 saniye boyunca dikkatli bakın. Sonra gözlerinizi kapatın. Şimdi sorular geliyor: 

Kaç tane şemsiye gördün?

Denizde kaç kişi vardı?

Yakınımızdaki şezlongdaki havlunun rengi?

Biraz önce gökyüzünden kuş geçti mi?

Soruları her turda başka biri sorabilir. 

İşin ilginç yanı şu: Bazen dakikalardır baktığımız bir yerde ne kadar az ayrıntıyı gerçekten gördüğümüzü bu oyun sayesinde fark ederiz. 

7.Bugünün En Güzel Anı Neydi?

Günün sonu için mükemmel bir oyun. Herkes yalnızca tek bir an seçecek. 

Denize ilk girdiğim an. 

Babamın dalgadan kaçarken düşmesi. 

Sabah gördüğümüz balık. 

Hiçbir şey yapmadan denize baktığımız o yarım saat. 

Normalde tatilin en güzel anlarını telefonumuzdaki fotoğraflardan seçmeye alışığız. Bu kez galeriyi açmıyoruz. 

Hatırlamaya çalışıyoruz. 

Belki de günün en güzel anının fotoğrafını hiç çekmediğimizi fark ediyoruz. 

Kadırga Koyu’nda Bazen en Güzel Oyun Çok Basittir

Assos Park Hotel’in denize sıfır konumunda, Kadırga Koyu’nun hemen kıyısındayken eğlenmek için her zaman uzun bir programa ihtiyaç yok. 

Bazen sahil hafıza oyunu oynamak, bazen deniz dedektifliği oyunu oynamak, bazen de hiçbir şey yapmadan çevredeki sesleri dinlemek yeterli. 

Üstelik bunların hiçbiri yalnızca çocuklar için değil. 

Çiftler oynayabilir, arkadaşlar birbirine meydan okuyabilir, anne babalar çocuklara katılabilir. Hatta tatilin sonunda en çok eğlenenlerin yetişkinler çıkması hiç de şaşırtıcı olmaz. 

Buradaki amaç telefonu kötülemek elbette değil. Tabi ki fotoğraf çekeceğiz, sevdiklerimize mesaj göndereceğiz, ya da Assos’un muhteşem gün batımı manzarasını paylaşacağız. 

Ama arada telefonu bırakmak deniz kenarında anı hissetmekte güzel. Yıllar sonra hatırladığımız şey çoğu zaman, birlikte güldüğümüz o saçma hikaye, çocuğumuzun dalgalarla oynarken attığı kahkaha, bir dakika boyunca sessiz kalmaya çalışırken dayanamayıp gülmemiz ya da Kadırga Koyu’nda oturup ‘’bugünün en güzel anı neydi?’’ diye birbirimize sormamızdır. 

Belki de deniz kenarında oynanabilecek en güzel oyun budur:

O an gerçekten orada olmak.