Sabah yürüyüşü sonrası kısa bir yüzme, öğle saatlerinde serin bir mola ve akşamüstü tekrar denize girmek… Denizin berraklığı her ay da olduğu gibi bu ay da oldukça dikkat çekicidir. Kuzey Ege’nin temiz suları sayesinde sahilden birkaç metre açıldığınızda bile denizin altını net bir şekilde görebilirisiniz.
Temmuz ayı Ege’de en canlı, en parlak dönemidir. Güneş daha dik, deniz daha berrak, akşamüstü ışığı daha altın renklidir. Ancak bazı yerlerde Temmuz kalabalık ve yorucu olabilir. Ancak Kuzey Ege ‘de ise daha farklı bir ritim vardır.
Havada Ege’nin o tanıdık tuzlu kokusu, rüzgarda hafif bir zeytin dalı hışırtısı. Kışın sessizliği yavaş yavaş dağılıyor, Behramkale’nin taş yolları, Athena Tapınağı’nın sütunları, Kadırga Koyu’nun mavi suları uyanıyor. Hadi sezon başlasın.
Assos Antik Kenti’nin en etkileyici ve en iyi korunmuş kalıntılarından biri kesinlikle surlardır. Assos surları kente yaklaşırken insanın ilk fark ettiği yapılardan biridir. Surların büyük bir bölümü M.Ö. 4.yüzyıla dayanır. Kenti çepeçevre saran 3200 metreye varan uzunluğunda ve yer yer 20 metreye varan yüksekliğinde bir duvar olarak günümüze kadar gelmiştir. Manzarası Athena Tapınağı kadar etkileyicidir.
Bazı yerleri anlatmak için haritaya bakmak yetmez. O yerleri anlamak için orada doğmuş, büyümüş, taşını toprağını tanıyan birinin cümlelerine kulak vermek gerekir. Assos’u da en iyi, yıllardır burada yaşayanlar anlatır.
Küçük şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir tarafı vardır. Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin sesine aşinadır. Antik Assos’ta hayat buna benzerdi. Sözler yalnızca söylenmez duyulurdu. Egenin kıyısında, taşın rüzgarla konuştuğu bir şehir düşünün. Assos yalnızca felsefenin ve ticaretin değil, sesin de dolaştığı bir yerdi.
Total Blog Posts: 86