Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır derler.
Peki gerçekten hatırlanan kahve midir?
Yıllar önce içtiğimiz bir kahvenin tadını, fincanı desenini ya da masanın üzerinde ne olduğunu büyük ihtimalle hatırlamayız. Ama karşımızda kimin oturduğunu, o gün ne konuştuğumuzu, neden güldüğümüzü ya da bize söylenen bir cümlenin içimizde bıraktığı duyguyu bazen hiç unutmayız.
Demek ki hatır dediğimiz şey ayrıntılardan biraz daha fazlası.
Belki tatiller de böyle.
Bir yere gideriz, birkaç gün kalırız, döneriz. Aradan zaman geçtikçe otelin oda numarası unutulur. Hangi gün nerede yemek yediğimiz birbirine karışır. Çektiğimiz yüzlerce fotoğrafın yalnızca birkaçına dönüp bakarız.
Geriye bir tek şey kalır.
Hikaye...
Assos da belki tam bu yüzden, gittik, gördük, döndük denilip kolayca kapatılabilecek yerlerden biri değildir.
Peki bir Assos tatilinin hatırı kaç yıl sürer?
Bunu biraz zamana soralım.
Assos'ta Döndükten Bir Hafta Sonra
Bavul çoktan boşaltılmıştır.
Plaj çantası kaldırılmış, tatilde giyilen kıyafetler yıkanmış, günlük hayat yeniden başlamıştır. Sabah alarm çalar, yoğun tempomuz kaldığı yerden devam eder.
Ama telefonun fotoğraflarını karıştırırken Assos çıkar karşınıza. Bir anda o günlerden küçük bir parça geri gelir. Belki fotoğrafın kendisi çok özel bile değildir. Masada iki kahve vardır. Bir havlu sandalyenin üzerine bırakılmıştır. Birisi objektife bakmadan gülümsüyordur. Yine de uzun uzun bakarsınız. Çünkü fotoğraf size görüntüden fazlasını hatırlatmıştır. Ne güzel gündü... Tatilin ilk hatırı tam da burada başlar.
Bir Yıl Sonra
Aradan aylar geçmiştir. Yeni planlar yapılmış, başka yerlere gidilmiş, hayatın içinde yüzlerce başka gün yaşanmıştır. Sonra bir sohbet sırasında biri bu yaz nereye gidelim diye sorar. Assos'un adı ortaya atılır. Ve tuhaf bir şey olur. Hatırlıyor musun, o sabah denizden hiç çıkmamıştın. Akşam nasıl uzun uzun oturmuştuk. İşte bir yerin hatırı belki tam böyle anlaşılır.
Orayı anlatırken verdiğimiz bilgilerde değil, cümlelerimizin sürekli ''Hatırlıyor musun?'' diye başlamasında.
Beş Yıl Sonra
Beş yıl uzun bir zaman.
Hayat değişebilir. Çocuklar büyür. İnsanların işleri, alışkanlıkları, hatta tatil anlayışları bile farklılaşabilir. Ama hafızanın ilginç bir tarafı vardır. Bazı ayrıntıları silerken bazı küçücük anları saklar. Çocuğunuzun ilk kez korkmadan denize girdiği günü mesela. Eşinizle uzun zamandır ilk kez hiçbir yere yere yetişmeden oturup konuştuğunuz bir akşamı. Bir sabah herkesten önce uyanıp tek başınıza kahvenizi içtiğiniz o yarım saati. O anda bunların yıllar sonra hatırlanacağını bilemezsiniz. Zaten güzel anların çoğu yaşanırken ''Bu anı hiç unutmayacağım'' demeyiz. Sonradan kıymetlenir.
Belki tatilde biriktirdiğimiz en değerli şey de budur. Yaşarken sıradan görünen ama yıllar sonra bizi bir anda geçmişe götürebilen küçük anlar.
On Yıl Sonra Aynı Yola Yeniden Çıkarsınız
Yıllar sonra Assos'a yeniden geldiğinizi düşünün.
Yolun bazı bölümleri tanıdık gelir. Bir virajı görünce burasını hatırlıyorum dersiniz. Kadırga Koyu'na yaklaştıkça yıllar önceki tatilden parçalar zihninizde belirmeye başlar.
Ama siz artık aynı kişi değilsinizdir.
Çocuğunuz çok büyümüş ve artık kendi fotoğrafını çekiyordur. Yıllar önce birlikte geldiğiniz arkadaşlarla yine aynı masaya oturmuşsunuzdur ama konular değişmiştir.
Mekan aynı dururken hayat ilerlemiştir.
Belki insanı en çok da bu etikler.
Bir yere ikinci kez gitmek, yalnızca o yeri yeniden görmek değildir. Aradan geçen zamanda kendinizin ne kadar değiştiğini de görmek demektir.
Bu yüzden bazı tatil yerleri hayatımızda küçük birer zaman makinesine dönüşür.
Biz buraya ilk geldiğimizde... diye başlayan cümleler çoğalır.
Peki Kırk Yıl Sonra?
İşte başlığımızdaki asıl soruya geldik. Kırk yıl sonra bir Assos tatilinden ne kalır?
Muhtemelen yüzdüğünüz saatleri hatırlamazsınız. Kahvaltıda ne yediğinizi de. Belki çektiğiniz fotoğrafların bir kısmı kaybolmuş, o yıllarda kullandığınız telefon bile değişmiştir.
Ama gölgesinde oturduğunuz o zeytin ağacı hala oradadır. Assos'un taşları yine güneşle ısınır, Ege'nin rüzgarı aynı tepelerden geçer, deniz yine aynı kıyıya vurur. Yıllar insanı değiştirir saçımıza aklar, hayatımıza yeni hikayeler ekler. Assos ise bütün bu zamanın içinde, insana tanıdık gelen tarafını saklamayı başarır.
Hatırın Takvimi Yok
Bir Assos tatilinin hatırı kaç yıl sürer diye hesaplanabilir mi?
Beş yıl mı?
On yıl mı?
Kırk yıl mı?
Bunun herkes için cevabının aynı olması mümkün değil. Çünkü bir yeri unutulmaz yapan, orada kaç gün kaldığımızdan çok hayatımızın hangi döneminde ve kimlerle orada olduğumuzla ilgili. Bu yaz Assos'a giden küçük bir çocuk, yıllar sonra kendi ailesine çocukluk tatillerini anlatırken Kadırga Koyu'ndan söz edebilir.
Bugün birlikte tatile çıkan bir çift, yıllar sonra eski fotoğraflara bakıp ne güzel zamanlardı diyebilir.
Belki Assos Park Hotel' e gelen biri birkaç yıl sonra yeniden aynı kapıdan içeri girebilir.
Hatır biraz da böyle oluşur.
Farkında olmadan.
Yavaş yavaş.
Ve çoğu zaman ancak yıllar geçince değerini anlayarak.
O yüzden başlıktaki sorunun cevabını sizlere bırakalım.
Kahvenin kırk yıl hatırı varsa, Assos'un kaç yıl hatırı vardır bilmiyoruz.
Belki kırk.
Belki de bir ömür.
Total Blog Posts: 199