Assos Neden UNESCO Listesinde? Gördüğünden Çok Daha Fazlası

Assos Neden UNESCO Listesinde? Gördüğünden Çok Daha Fazlası

Assos’a ilk kez gelenlerin çoğu aynı şeyi hisseder ama tam olarak açıklayamaz.

Manzara güzeldir, deniz etkileyicidir, taş evler zamana direnir… Ama tüm bunların ötesinde, burada farklı bir şey vardır. 

Sanki zaman biraz daha yavaş akar.

İşte bu hissin bir sebebi var.

Assos yalnızca güzel bir kıyı kasabası değil; aynı zamanda dünya ölçeğinde önemli bir kültürel mirastır.

Nitekim Assos Arkeolojik Alanı, 2017 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktır.

Bu da Assos’un sadece bize değil, tüm dünyaya ait bir değer olarak kabul edildiği anlamına gelir.

2500 Yıllık Bir Hikaye

Assos’un geçmişi M.Ö.2. bine kadar uzanır. Ancak kentin asıl gelişimi, M.Ö.7.yüzyılda Lesbos Adası’ndaki Methymna kentinden gelen yerleşimcilerle başlar.

Ege Denizi’ne hakim volkanik bir tepe üzerine kurulan şehir, yalnızca savunma açısından değil, aynı zamanda estetik açıdan da benzersiz bir konuma sahiptir.

Bugün bile kentte yukarıdan baktığınızda, yerleşim doğayla ne kadar dengeli kurulduğunu fark edebilirsiniz.

M.Ö.4.yüzyılda ise Assos önemli bir döneme girer. Kentin yöneticisi Hermias döneminde büyük bir imar faaliyetleri gerçekleştirildiği söylenir.

Ve belki de Assos’un ruhunu en çok etkileyen isim bu dönemde buraya gelir:

Aristoteles.

Ünlü filozof M.Ö. 347-345 yılları arasında Assos’ta yaşamış ve burada bir felsefe okulu kurmuştur.

Bugün Athena Tapınağı’nın bulunduğu akropelde durup denize baktığınızda, aynı manzaraya onun da baktığını düşünmek bile bu yeri farklı kılar.

Taşın, Manzaranın ve Akılcı Planlamanın Şehri

Assos’u özel yapan yalnızca tarihi olaylar değildir. Kentin fiziksel yapısı da dikkat çekicidir.

Antik kent, doğu ve batı olmak üzere iki ana girişe sahiptir ve güneye doğru uzanan teraslar üzerinde kuruludur.

Bu planlama sayesinde şehirdeki pek çok yapı deniz manzarasına yönelir.

Yaklaşık 3100 metre uzunluğundaki surların önemli bir bölümü günümüze kadar ulaşmıştır.

Bu surlar, Assos’un hem savunma gücünü hem de mühendislik seviyesini gösterir.

Denizden 235 metre yükseklikte yer alan akropol ise kentin en etkileyici noktalarından biridir.

Burada bulunan Athena Tapınağı, Arkaik Çağ’da Anadolu’da Dor düzeninin en iyi korunmuş örneklerinden biridir.

Akropolden aşağı doğru indikçe agora, gymnasium, boulteuterion ve nekropol alanları sıralanır.

Bu düzen, Assos’un yalnızca bir yerleşim değil, aynı zamanda iyi planlanmış bir şehir olduğunu gösterir.

Roma’dan Osmanlıya Uzanan Süreklilik

Assos, Hellenistik dönem sonrasında Roma ile iyi ilişkiler kurmuş ve bu sayede belirli bir özerkliğini koruyabilmiştir.

Kendi sikkesini basabilmesi, bu durumun en önemli göstergelerinden biridir.

M.S. 56/57 yılında Aziz Paulos’un Assos’u ziyaret etmesi, kentin erken Hıristiyanlık tarihi açısından da önemli bir noktada olduğunu gösterir.

Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Assos, Osmanlı döneminde de yaşamaya devam etmiştir. Akropolün kuzey köşesinde yer alan ve 14.yüzyılda 1.Murat döneminde inşa edilen cami, bu sürekliliğin bir simgesidir.

Behramkale köyü sınırlarında bulunan Osmanlı dönemi köprüsü ise hala kullanılmaktadır.

Peki Assos Neden UNESCO Listesinde?

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmak, bir yerin yalnızca eski ya da güzel olmasıyla açıklanmaz.

Bu karar; tarihsel süreklilik, özgünlük ve evrensel değer gibi kriterlere dayanır.

Assos bu kriterleri bir arada taşıyan nadir yerlerden biridir.

2500 yılı aşkın yerleşim geçmişi

Antik Yunan, Roma ve Osmanlı dönemlerinin izlerini birlikte barındırması.

İyi korunmuş şehir planı ve mimari yapısı

Tüm bunlar Assos’u yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir miras haline gelir.

Bugün Assos’ta Ne Hissediyoruz?

Belki de en ilginç olan şu:

Bunca tarihsel bilgiye rağmen Assos’un asıl etkisi hala duygusal. Buraya gelen insanlar çoğu zaman aynı şeyi söyler. Burada bir sakinlik var.

Bu sakinlik sadece denizden ya da doğadan gelmez. Yüzyıllar boyunca aynı yerde yaşamış insanların bıraktığı izlerden gelir.

Assos’ta yürürken yalnız değilsinizdir.

Geçmiş hep sizinle yürür.

Assos, ilk bakışta bir tatil rotası gibi görünür. Ama biraz durup dikkat ettiğinizde, bunun çok ötesinde bir yer olduğunu fark edersiniz.

UNUESCO listesinde yer alması bir sonuçtur.

Asıl sebep ise burada hala hissedilen o derinliktir.

Ve belki de bu yüzden, Assos’a gelenler sadece gezmiş olmaz.

Biraz da değişmiş olarak döner.