Bazı yerler yalnızca manzaralarıyla değil, sesleriyle de hafızada kalır. Assos da tam olarak böyle bir yer.
Buraya gelenlerin çoğu önce denizi, taş evleri, antik atmosferi ve Athena Tapınağını anlatır. Ama Assos’ta birkaç gün geçiren biri, zamanla başka bir şeyi de fark eder. Buranın kendine özgü bir ses dünyası vardır. Şehirde alıştığımız korna, kalabalık ve telaş yerini burada daha doğal çok daha sakin seslere bırakır.
Bir süre sonra insan şunu anlar. Assos’ta huzur sadece görülen bir şey değildir, aynı zamanda duyulan bir şeydir.
İşte Assos’ta kulak verdiğinizde fark edebileceğiniz beş küçük ama unutulmaz ses.
Sabah Rüzgarın Zeytin Ağaçlarıyla Konuşması
Assos’ta sabah saatlerinin ayrı bir hali vardır. Özellikle erken uyanırsanız, gün daha tam başlamadan önce doğanın kendi sesini duyarsınız. Zeytin ağaçlarının arasında dolaşan sabah rüzgarı, yapraklara hafif dokunur ve ortaya çok ince yumuşak bir ses çıkar.
Bu ses sert bir uğultu gibi değildir. Daha çok, yaprakların birbirine fısıldaması gibidir. Kaz Dağları’ndan gelen temiz hava bölgeye sürekli bir hareket verir ama bu hareket huzursuz edici değil, tam tersine sakinleştiricidir. Sabah kahvesini açık havada içen biri için bu ses, günün en güzel başlangıçlarından biri olabilir.
Kadırga Koyu’nda Dalgaların Kayaya Dediği An
Assos’un denizi çoğu zaman dingin görünür. Ama dikkatle dinlediğinizde, o dinginliğin içinde bile sürekli akan bir fitim vardır. Kadırga Koyu’nda kıyıya yaklaştığınızda, küçük dalgaların taşlara değerek çıkardığı o düzenli sesi duyarsınız.
Bu ses bazen çok hafif, bazen biraz daha belirgin olur. Ama neredeyse her zaman insanın içini gevşeten bir tarafı vardır. Sanki bir metronom gibi düzenli tekrar eder. Belki de bu yüzden Assos’ta deniz kenarında oturan biri, fark etmeden uzun süre aynı noktaya bakabilir. Çünkü o ses yalnızca kulağa değil, zihne de iyi gelir.
Behramkale Sokaklarında Ayak Sesleri
Behramkale’nin taş sokaklarında yürümek, sadece bir yerden bir yere gitmek değildir. Orada yürürken zeminin sesi bile insana bulunduğu yerin tarihini hissettirir. Taş zeminde çıkan ayak sesleri, asfalt yollardaki gibi silik ve boğuk değildir. Daha tok, daha net ve daha karakterlidir.
Özellikle akşamüstü saatlerinde köy biraz sakinleştiğinde bu ses daha da belirgin hale gelir. Dar sokaklarda yürürken taş duvarların arasında yankılanan adımlar, insana modern zamanlardan biraz uzaklaştığını hissettirir. Sanki yalnızca bir köyde değil, yüzyıllardır yaşayan bir tarihin içinde yürüyorsunuzdur.
Balıkçı Barınağında Halat ve Tekne Sesleri
Assos limanına ya da küçük balıkçı barınaklarına sabah erken saatlerde giderseniz, bambaşka bir ses ile karşılarsınız. Suyla hafifçe hareket eden teknelerin sesleri gövdeleri, rüzgarla sallanan halatlar, motorun sesi ve arada duyulan martı sesleri…
Bunların hepsi bir araya geldiğinde ortaya küçük ama çok gerçek bir liman senfonisi çıkar. Bu sesler gösterişli değildir; tam tersine dinlendiricidir. Tüm bunlar Assos’un yalnızca manzarasını değil, yaşayan tarafını da anlatır.
Gece Sessizliğinin İçindeki Doğa
Assos’un en etkileyici sesi belki de ilk başta ‘sessizlik’ gibidir. Ama gece biraz dikkatle dinlendiğinde, bu sessizliğin aslında bomboş olmadığı anlaşılır.
Yaz akşamlarında cırcır böceğin sesleri, uzaktan gelen hafif rüzgar, denizin geceye karışan sesi… Tüm bu sesler geceyi daha canlı ve derin hissettirir.
Assos’un seslerini fark etmek için aslında özel bir şey yapmak gerekmez. Sadece biraz yavaşlamak yeterlidir. Sabah acele etmeden kahvenizi içerken, akşam deniz kenarında otururken ya da taş sokaklarda yürürken çevrenize gerçekten kulak verdiğinizde, Assos’un size yalnızca görüntüler değil sesler de sunduğunu fark edersiniz.
Kadırga Koyu çevresinde vakit geçiren birçok kişi, burada en çok sevilen şeyin gürültünün azalması ve doğanın seslerinin öne çıkması. Dalgalar, rüzgar, taş sokaklar, tekneler ve gece böcekleri… Hepsi bir araya geldiğinde Assos’un görünmeyen ama hissedilen tarafını oluşturur.
Total Blog Posts: 157