Siz Nasıl Tatil Yapıyorsunuz? Tatil Anlayışımız Sandığımızdan Daha Çok Değişti

Siz Nasıl Tatil Yapıyorsunuz? Tatil Anlayışımız Sandığımızdan Daha Çok Değişti

Bir zamanlar tatil planlamak daha kolaydı sanki.

Yaz gelsin, deniz kenarında güzel bir yer bulalım, bavulu hazırlayalım ve gidelim…

Bugün ise aynı ''tatil'' kelimesinin altında birbirinden çok farklı beklentiler var.

Birisi sabah erkenden kalkıp çevrede görülmedik yer bırakmak istemiyor. Bir başkası kahvaltıdan sonra kitabını alıp ''Bugün hiçbir yere gitmiyorum'' diyor. Kimi tatil boyunca telefonuyla yüzlerce fotoğraf çekiyor, kimi telefonu odada bırakınca kendini gerçekten tatilde hissediyor. Bir aile için çocukların mutlu olması her şeyden önemliyken, bir çift için uzun zamandır baş başa içemedikleri bir kahve bile tatilin en güzel anına dönüşebiliyor.

Üstelik hangisinin doğru olduğuna dair bir cevap da yok.

Belki asıl değişen şey tam olarak bu:

Artık herkesin iyi tatil anlayışı aynı değil.

Siz ''Gezmeden Dönmem'' Diyenlerden misiniz?

Bazı insanlar için tatil, yeni bir yere gitmenin hakkını sonuna kadar vermektir.

Sabah erkenden kalkılır.  Görülecek yerler belirlenir. O gün nerede ne yenilecek bile aşağı yukarı bellidir.

Assos'a geldiyse Athena Tapınağı'nı görmeden, Behramkale sokaklarında dolaşmadan, Antik Tiyatro'ya uğramadan dönmek istemez.

Yorgunluk mu?

O eve dönünce düşünülür.

Çünkü bu tatil anlayışında dinlenmek kadar keşfetmek de önemlidir. Hatta akşam otele biraz yorgun dönmek günün güzel geçtiğinin işareti bile sayılabilir.

Yoksa ''Ben Bir Yere Gitmiyorum'' Diyenlerden misiniz?

Bir de bavulunu odaya bıraktığı anda programlarla ilgilenmeyenler var.

Yarın ne yapacağız?

Yarın bakarız.

Kahvaltı biraz uzayabilir. Denize saat kaçta girildiğinin önemi yoktur. Öğleden sonra odada uyunabilir. Kitabın elli sayfası okunur.

Eskiden böyle bir tatilin ardından insan biraz mahcup biçimde ''Hiçbir şey yapmadık'' diyebilirdi.

Şimdi ise o cümlenin anlamı değişti.

Hiçbir şey yapmadık ve bizim tam da buna ihtiyacımız vardı.

Bazıları İçin Tatilin Adı Deniz

Bu plan son derece nettir.

Deniz.

Sabah deniz, öğleden sonra deniz, ertesi gün yine deniz.

Yakında gezilecek on yer söyleyin, ilgilenmeyebilirler. ''Şurada çok güzel bir köy var'' deyin, belki yarın derler. Çünkü onlar bütün yıl o ilk denize giriş anını beklemiştir.

Bazen gerçekten başka bir şeye ihtiyaç yoktur.

Mayo kurusun, tekrar giyilsin ve yeniden denze girilsin.

Sofrayı Tatilin Bir Parçası Sayanlar

Onları da unutmayalım.

Nerede ne yenir araştırması bazen otel araştırmasından önce başlar.

Kahvaltının hızlıca bitirilmesine gönülleri razı olmaz. Öğle yemeğinde yerel bir lezzet görürlerse denemek isterler. Akşam yemeği ise yalnızca karın doyurulan bir saat değildir.

Sofra kurulur, yemekler gelir, sohbet başlar.

Bir bakmışsınız hava kararmış ama kimsenin kalkmaya niyeti yok.

Bu insanlar için tatilin hatıralarından biri de lezzettir. Yıllar sonra kaldıkları odanın numarasını unutabilirler ama ''Orada bir akşam ne güzel yemek yemiştik'' asla unutmazlar.

''Birlikte Olalım, Bana Yeter''Diyenler

Belki son yıllarda değeri daha iyi anlaşılan tatil biçimlerinden biri de bu.

Aynı evde yaşayan insanların bile gerçekten birlikte geçirdiği zaman bazen şaşırtıcı derecede az olabiliyor.

İş, okul, telefonlar, günlük sorumluluklar…

Tatil bütün bunların arasına küçük bir boşluk açıyor.

Çocuklarla denize girmek, eşinizle uzun bir kahvaltı yapmak, akşam masada oturup konuşmak…

Bu programda çok önemli bir şey yapılmamış olabilir.

Ama birlikte geçirilen zamanın kendisi zaten tatilin amacı olabilir.

Bir de ''Biraz Kendimle Olayım'' Diyenler Var

Sabah herkesten önce uyanıp yürüyüş yapmak isteyenler…

Kahvesini tek başına içmekten hoşlananlar…

Yanında mutlaka kitap getirenler…

Tatil boyunca birkaç saatliğine bile olsa telefonundan uzaklaşmayı deneyenler…

Onların aradığı yalnızlık değil aslında.

Biraz alan.

Günlük hayatta sürekli birilerine ve bir şeylere yetişirken insanın kendine ayırdığı zaman kolayca azalabiliyor. Tatilde bulunan o küçük boşluklar bu yüzden beklenenden daha değerli olabiliyor.

Peki Hangisi Sizsiniz?

Belki cevap düşündüğünüz kadar kolay değil.

Çünkü sabah ''Bugün hiçbir şey yapmayacağım'' deyip öğleden sonra kendinizi Behramkale sokaklarında bulabilirsiniz.

Bir gün denizden çıkmak istemezken ertesi sabah Athena Tapınağı'nı görmek için erkenden kalkabilirsiniz.

Akşam ise bütün planları unutup sofrada saatlerce oturabilirsiniz.

İnsanların tatil anlayışının değişen taraflarından biri belki de bu.

Artık tatilin tek bir doğru biçimi olmak zorunda değil.

Her gün aynı tempoda geçmek zorunda olmadığı gibi, her tatilin de birbirine benzemesi gerekmiyor.

Assos'ta Birini Seçmek Zorunda Değilsiniz

Assos'un güzel taraflarından biri tam da burada ortaya çıkıyor.

Tarihin peşinden gitmek isteyen için keşfedilecek yerler var. Sabahını ve öğleden sonrasını denize ayırmak isteyen için Kadırga Koyu var. Bir gününü hiçbir yere yetişmeden geçirmek isteyen  var.

Assos Park Hotel'de kalırken de tatilinizi başkasının tatil anlayışına göre yaşamak zorunda değilsiniz.

Bir sabah erkenden kalkabilirsiniz.

Ertesi sabah kahvaltıyı uzatabilirsiniz.

Bugün çevreyi gezersiniz, yarın otelden ayrılmak istemezsiniz.

Bir akşam erkenden odanıza çekilirsiniz, başka bir akşam sofradan kalkmak istemezsiniz.

Nasıl tatil yapmanız gerektiğini düşünmeden, o gün nasıl tatil yapmak istiyorsanız öyle yaşamak.

Çünkü kimimiz tatilden yüzlerce fotoğrafla dönmek istiyoruz.

Kimimiz biraz bronzlaşmış.

Kimimiz yeni yerler görmüş.

Kimimiz yeni yemekler denemiş.

Kimimiz ise yalnızca dinlenmiş…

Ve bazen insan, bütün bunların hepsini istiyor.

O yüzden Assos'a gelirken bavulunuzu hazırlayın ama tatilin her saatini doldurmayın.

Biraz da boşluk bırakın.

Belki en güzel gününüz, daha evden çıkarken planladığınız gün değil; sabah uyandığınızda nasıl geçirmek istediğinize karar verdiğiniz gün olur.