Nisan ayı Assos için bir geçiş dönemi aslında. Ne tam yaz ne de kış. Ama belki de en güzel hali bu zamanlar. Ortalık sakin, hava yumuşak, etraf yavaş yavaş canlanıyor. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kafa dinlemek isteyenler isteyenler için tam zamanı.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı olan, tarihin ve doğanın kucaklaştığı o büyülü noktaya, yani Behramkale’ye doğru bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Ege’nin kuzey kıyılarında, her köşesi tarih kokan bu kadim köy, sadece bir yerleşim yeri değil; aynı zamanda binlerce yıllık bir hikayenin günümüze yansımasıdır. Assos denildiğinde akla gelen ilk yer olan Behramkale, antik kentin tam kalbinde, sarp bir kayalığın üzerine kurulu, adeta zamana meydan okuyan bir mimariye sahiptir.
Bazı tatiller son anda planlanır. Ama bazı yerler vardır son dakikaya bırakılmaz. Assos da onlardan biri. Çünkü burası kalabalıkların ortasında karar verilecek bir yer değil, önceden hayal edilip, zamanı geldiğinde yaşanacak bir yer.
Prof. Dr. Nurettin Arslan ile Assos’un geçmişine, keşiflerine ve bilinmeyen yönlerine dair değerlendirmelerinde kentin yalnızca bir ören yeri değil; bütüncül bir şehir olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide; Assos’un bilinmeyen yönlerini, en heyecanlı keşifleri ve bu kadim kenti özel kılan detayları konuştuk.
Assos’a gelmeden önce çoğu insanın aklında ayı soru olur. Nerede kalacağız? Ama Assos’a geldikten sonra bu soru yavaş yavaş değişir. Çünkü burada kaldığınızın yanı sıra, nasıl hissettiğinizdir.
Kadırga Koyu sadece bir plaj değil. Etrafı ile bir bütün. Bir yanda Ege Denizi, bir yanda zeytinlikler, birkaç kilometre yukarıda ise Assos Antik Kenti… Bugün bu Mavi Bayraklı deniziyle doğa tutkunlarını, geniş taşlı, çakıllı plajıyla aileleri, antik tiyatro ve Athena Tapınağı’na birkaç dakikalık mesafesiyle de tarihe meraklı olanları da aynı anda ağırlıyor.
Total Blog Posts: 157