Buraya gelenlerin çoğu sadece güzel bir koy görüp dönmüyor. Sabah erken saatlerde denizin neredeyse cam gibi olduğu anlara tanık oluyor, taş sokaklarda acele etmeden yürüyor, gün batımını izlerken telefonuna bakmayı unutuyor. Assos'a ilk kez gelen birçok kişi ayrılırken bir sonraki tatilini düşünmeye başlıyor.
Yıllar önce içtiğimiz bir kahvenin tadını, fincanı desenini ya da masanın üzerinde ne olduğunu büyük ihtimalle hatırlamayız. Ama karşımızda kimin oturduğunu, o gün ne konuştuğumuzu, neden güldüğümüzü ya da bize söylenen bir cümlenin içimizde bıraktığı duyguyu bazen hiç unutmayız.
Yaz mevsimi göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Bir bakmışsınız takvim ağustosun son günlerini göstermeye başlamış. Eğer bu yaz henüz kısa bir kaçamak yapmadım ya da deniz tatilini erteledim diyorsanız, hala geç değil.
Deniz tatili denildiğinde akla ilk olarak masmavi koylar, güneşli günler ve uzun yüzme molaları gelir. Ancak birkaç gün geçtikten sonra birçok kişinin fark ettiği küçük değişiklikler olur.
Türkiye'nin en sevilen tatil beldelerinden biri olan Assos, sadece tarihi atmosferi ve doğal güzellikleriyle değil, masmavi deniziyle de her yıl binlerce ziyaretçiyi kendine çekiyor. Özellikle Ağustos ayına gelindiğinde ise birçok tatilci aynı yorumu yapıyor: Deniz sanki cam gibi...
Ağustos ayı, Assos'un en canlı dönemlerinden biridir. Denizin sıcaklığı tam kararındadır, zeytin ağaçları yaz güneşiyle parıldar ve pazar tezgahları mevsimin en taze ürünleriyle dolar. Bu dönemde Assos'u ziyaret edenler yalnızca denizin ve doğanın tadını çıkarmakla kalmaz; Kuzey Ege'nin bereketli topraklarının sunduğu birbirinden lezzetli ürünlerle de tanışma fırsatı bulur.
Toplam Blog Yazısı: 200