Assos’ta yaz yavaşlarken bazıları için yılın en hareketli zamanı daha yeni başlıyor. Biz eylülün son günlerinde denizin hala güzel olup olmadığını, akşamların biraz serinleyip serinlemediğini konuşurken zeytinliklerde bambaşka bir telaş var. Çünkü ilk zeytinler toplanmaya başladı.
Tatilden döndüğümüzde telefonumuzda yüzlerce fotoğraf oluyor. Denizi çekmişiz, masayı çekmişiz. Gün batımını bir kere çekmek yetmemiş, birkaç dakika arayla yeniden çekmişiz. Kahvaltı tabağının fotoğrafı var, yola çıkmadan önce çekilen fotoğraf var, sahilde yürürken çekilen var...
Bazen uzun bir tatil için ne zaman vardır ne de fırsat. Ama cuma akşamı yola çıkıp pazar akşamı eve dönmek için iki gün yaratılabilir.
Yazın en hareketli günlerinden sonra eylülün sonlarına doğru koyun ritmi değişmeye başlıyor. Bu değişim artık burada yapılacak bir şey yok anlamına gelmiyor. Tam tersine, yazın kalabalığından özellikle uzak durmak isteyenler için farklı bir tatil deneyimi ortaya çıkıyor.
Takvim Eylül ortasını geçti. Şehirde yazlık kıyafetler yavaş yavaş dolapların arka tarafına doğru ilerliyor. Sabah evden çıkarken yanımıza ince bir şey alsak mı diye düşünmeye başladık bile. Ama Assos'ta sabah uyandığınızda takvim başka, gördüğünüz manzara başka bir şey söylüyor.
Athena Tapınağı'nı görmek, Behramkale'nin taş sokaklarında yürümek. Antik Kent'i gezmek, Antik Liman'a inmek, Kadırga Koyu'nun deniziyle tanışmak... İlk geliş biraz merakla geçer.
Toplam Blog Yazısı: 218