Takvim Eylül ortasını geçti. Şehirde yazlık kıyafetler yavaş yavaş dolapların arka tarafına doğru ilerliyor. Sabah evden çıkarken yanımıza ince bir şey alsak mı diye düşünmeye başladık bile. Ama Assos'ta sabah uyandığınızda takvim başka, gördüğünüz manzara başka bir şey söylüyor.
Athena Tapınağı'nı görmek, Behramkale'nin taş sokaklarında yürümek. Antik Kent'i gezmek, Antik Liman'a inmek, Kadırga Koyu'nun deniziyle tanışmak... İlk geliş biraz merakla geçer.
Assos denildiğinde çoğumuzun yazın tam ortasından bir görüntü beliriyor. Güneşin iyice yükseldiği bir öğle saati, Kadırga Koyu'nun mavisi, plajda geçirilen uzun saatler, taş duvarların üzerine düşen güneş ışığı...
Assos'ta yaz denildiğinde akla ilk gelenlerden biri masmavi deniz, güneş ve Kuzey Ege'nin kendini hemen hissettiren rüzgarıdır. Özellikle Kadırga Koyu'nda sıcak bir yaz gününde denizden çıktıktan sonra esen o rüzgar öylesine ferahlatıcıdır ki bazen güneşin altında olduğumuzu bile unuturuz.
Yaz aylarının haziran, temmuz ve ağustos' ta ibaret sanıyorsanız, dün gece bir mevsimin bittiğini düşünebilirsiniz. Okulların açılmasına az kaldı, tatil dönüşleri başladı. Assos'ta Kadırga Koyu'nda denize doğru baktığımızda takvimle manzaranın pek de aynı fikirde olmadığını fark edebilirsiniz.
Şehirde sessizliği tarif etmek kolay. Araba sesi yoksa, telefon çalmıyorsa, sokaktan gürültü gelmiyorsa sessizdir deriz. Peki deniz kenarında sessizlik nasıl tarif edilir?
Total Blog Posts: 215