Nisan ayı Assos için bir geçiş dönemi aslında. Ne tam yaz ne de kış. Ama belki de en güzel hali bu zamanlar. Ortalık sakin, hava yumuşak, etraf yavaş yavaş canlanıyor. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kafa dinlemek isteyenler isteyenler için tam zamanı.
Assos’a gelmeden önce çoğu insanın aklında ayı soru olur. Nerede kalacağız? Ama Assos’a geldikten sonra bu soru yavaş yavaş değişir. Çünkü burada kaldığınızın yanı sıra, nasıl hissettiğinizdir.
Kadırga Koyu sadece bir plaj değil. Etrafı ile bir bütün. Bir yanda Ege Denizi, bir yanda zeytinlikler, birkaç kilometre yukarıda ise Assos Antik Kenti… Bugün bu Mavi Bayraklı deniziyle doğa tutkunlarını, geniş taşlı, çakıllı plajıyla aileleri, antik tiyatro ve Athena Tapınağı’na birkaç dakikalık mesafesiyle de tarihe meraklı olanları da aynı anda ağırlıyor.
Assos Park Hotel, kalabalıktan uzaklaşmak, denizle ve doğayla baş başa kalmak isteyenler için ideal bir yer. Koşuşturmalı, gürültülü tatillerden ziyade daha sakin, daha yavaş akan bir deneyim sunar. Sabahları kuş sesleriyle uyanmak, gün içinde plajda vakit geçirmek ve akşamları yıldızların altında dinlenmek isteyenler için doğru adres.
Assos’a Gelmeden Önce Bilmeniz Gerekenler Assos, ilk bakışta sadece güzel bir deniz tatili gibi görünür. Ama buraya gelenlerin çoğu birkaç gün sonra aynı şeyi fark eder. Burası sadece gezilecek bir yer değil, yaşanan bir deneyimdir. Zamanın daha yavaş aktığı, sabahların daha sessiz başladığı ve akşamların daha uzun sürdüğü bir yer…
Assos’un eşsiz doğasında, bazen en güçlü deneyimler en basit olanlardır. Terlikleri bir kenara bırakıp çıplak ayakla toprağa, çime, kuma ve denize dokunmak…
Toplam Blog Yazısı: 160