Yaz aylarının haziran, temmuz ve ağustos' ta ibaret sanıyorsanız, dün gece bir mevsimin bittiğini düşünebilirsiniz. Okulların açılmasına az kaldı, tatil dönüşleri başladı. Assos'ta Kadırga Koyu'nda denize doğru baktığımızda takvimle manzaranın pek de aynı fikirde olmadığını fark edebilirsiniz.
Şehirde sessizliği tarif etmek kolay. Araba sesi yoksa, telefon çalmıyorsa, sokaktan gürültü gelmiyorsa sessizdir deriz. Peki deniz kenarında sessizlik nasıl tarif edilir?
Tatil dediğimiz şey biraz da günlük alışkanlıkların dışına çıkmak değil mi? Sabah alarmını düşünmemek, saate daha az bakmak, denizin sesini duymak, çocuklarla gerçekten oyun oynamak, uzun uzun sohbet etmek.
Buraya gelenlerin çoğu sadece güzel bir koy görüp dönmüyor. Sabah erken saatlerde denizin neredeyse cam gibi olduğu anlara tanık oluyor, taş sokaklarda acele etmeden yürüyor, gün batımını izlerken telefonuna bakmayı unutuyor. Assos'a ilk kez gelen birçok kişi ayrılırken bir sonraki tatilini düşünmeye başlıyor.
Deniz tatili denildiğinde akla ilk olarak masmavi koylar, güneşli günler ve uzun yüzme molaları gelir. Ancak birkaç gün geçtikten sonra birçok kişinin fark ettiği küçük değişiklikler olur.
Ağustos ayı, Assos'un en canlı dönemlerinden biridir. Denizin sıcaklığı tam kararındadır, zeytin ağaçları yaz güneşiyle parıldar ve pazar tezgahları mevsimin en taze ürünleriyle dolar. Bu dönemde Assos'u ziyaret edenler yalnızca denizin ve doğanın tadını çıkarmakla kalmaz; Kuzey Ege'nin bereketli topraklarının sunduğu birbirinden lezzetli ürünlerle de tanışma fırsatı bulur.
Toplam Blog Yazısı: 208