Assos ve çevresinde gerçek hayatını en iyi görebileceğiniz yerlerden biri de köy pazarlarıdır. Turistik restoranların ya da sahil kafelerin dışında, bu pazarlar aslında bölgenin günlük yaşamının bir parçasıdır. Sabahın erken saatlerinde kurulan tezgahlarda yalnızca sebze ve meyve satılmaz; aynı zamanda bu toprakların hikayeleri, alışkanlıkları ve mutfak kültürü paylaşılır.
Ege kıyılarında bazı yerler vardır ki yalnızca deniziyle değil, toprağının verdiği lezzetlerle de hafızada kalır. Assos tam olarak böyle bir yerdir. Bu antik kent son yıllarda başka bir yönüyle daha dikkat çekmeye başladı. Bağları ve yerel şarapları.
Assos ve çevresindeki köylerde düğünler yalnızca iki kişinin evlenmesinin yanı sıra, köyün bir araya geldiği, komşuların yardımlaştığı ve geleneklerin yaşatıldığı büyük bir şenliktir.
Eylül ayı geldiğinde Assos’un ritmi değişir. Yaz boyunca Kadırga koyunda hissedilen hareket yavaş yavaş azalır, sahildeki kalabalık yerini daha sakin yürüyüşlere bırakır. Deniz hala sıcak hava hala aydınlıktır ama ortamın ruhu farklıdır. Günler daha dingin akşamlar daha sessiz geçer.
Ege kıyıları yalnızca denizi ve antik kentleriyle değil, aynı zamanda köklü tarım kültürüyle de bilinir. Zeytin ağaçları bu coğrafyanın en belirgin simgesi olsa da üzüm bağları da yüzyıllardır bölgenin yaşamın bir parçasıdır. Assos ve çevresinde dolaşırken, zeytinliklerin arasında küçük üzüm bağlarına rastlamak mümkündür. Bu bağlar Ege kırsalının eski üretim geleneğini hatırlatan küçük ama anlamlı izler taşır.
Ege mutfağı denildiğinde çoğu kişinin aklına zeytinyağı, deniz ürünleri ve otlar gelir. Ancak bu bölgenin bir de doğal ve ferahlatıcı içecekleri olan, özellikle yaz aylarında sıkça tüketilen koruk suyu ve karadut suyu vardır.
Total Blog Posts: 160