Kış aylarının sakinliği geride kaldı. Assos yine yerinde, deniz yine aynı mavilikte; ama, artık sahilde dinlenmeye gelmiş, gülen eğlenen insanlar var. Sabah kahvaltılarında sohbetler uzuyor, gün batımında kıyıda bekleyen insanlar çoğalıyor. Nisan’la birlikte sezon başladı, kapılar açıldı ve Assos Park Hotel yeniden misafirlerini ağırlamaya başladı.
Bazı yerle vardır, kapandığında bile tamamen kapanmış sayılmaz. Kış boyunca sessizleşir, yavaşlar, içine çekilir. Duvarlar soğur, bahçe dinlenir. Deniz her zamanki gibi orada olmaya devam ediyordu. Her şey biraz sessiz, biraz beklemede…
Apollon Smitheus Tapınağı, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar Beldesinde yer alır. Assos’a yaklaşık 26 kilometre mesafedeki bu antik yapı M.Ö. 2.yüzyıla tarihlenir ve Anadolu’daki İon düzeninin dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Ege’nin en güzel koylarından birine bakan, volkanik bir tepenin yamacına kurulmuş bir antik kent düşünün. Adı Assos. Behramkale köyü’ nün taş evleri arasında dolaşırken bir anda kendini M.Ö. 4.yüzyılda bulursun. İşte tam bu yürüyüş sırasında, Athena Tapınağı’ndan aşağı inen patikada karşına çıkan yer Agora’dır. Antik dönemde kentin merkeziydi.
Küçük şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir tarafı vardır. Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin sesine aşinadır. Antik Assos’ta hayat buna benzerdi. Sözler yalnızca söylenmez duyulurdu. Egenin kıyısında, taşın rüzgarla konuştuğu bir şehir düşünün. Assos yalnızca felsefenin ve ticaretin değil, sesin de dolaştığı bir yerdi.
Kış bazı yerleri sessizleştirir, bazı yerleri ise gerçek haline döndürür. Assos kış gelince kapanan değil sadeleşen yerlerden biridir. Yazın kalabalıkla paylaşılan manzara, kışın neredeyse yalnızca sana kalır. Rüzgar, deniz ve taş ilk kez bu kadar net olur. Bu yüzden Assos’ta kış, bir mevsim değil, bir hal değişimidir.
Total Blog Posts: 191