Tatil hazırlığı çoğu zaman aynı telaşla başlar. Ne giyeceğim, en alacağım, ne eksik kalır? Sonra bir bakarsınız, valiz dolmuş taşmış. Yedek ayakkabılar, belki giyerim diye alınan kıyafetler, gereğinden fazla kozmetik ürünleri… Eğer rotanız Assos Park Hotel ise, bu kez valiz hazırlığını biraz farklı düşünmek gerekir.
Yılın sonuna doğru birçok insan benzer bir duygunun içinde bulur kendini. Aylar geçmiş, işler yapılmış planlar kovalanmış, sorumluluklar yerine getirilmiştir. Zaman ilerlerken hayatta hız kesmeden devam etmişti. Dışarıdan bakıldığında yıl dolu dolu geçmiş gibi görünür. Ama insan bazen tam da bu noktada kendine şu soruyu sormak ister:
Bazı tatiller yalnızca denize yakın olmakla güzel değildir. Asıl farkı yaratan şey, insanın kaldığı yerin ruhudur. Sabah uyandığınızda zeytin ağaçlarını görmek, gün içinde kuş sesleri eşliğinde yürümek ve akşam hafif esen rüzgarla doğanın içinde dinlenmek bambaşka bir tatil hissi yaratır. İşte bu yüzden zeytin bahçesi içinde konaklama fikri pek çok kişinin özellikle aradığı bir deneyim haline geldi.
Assos’u ziyaret eden birçok kişi önce manzarayı fark eder. Athena Tapınağı’nın bulunduğu tepenin üzerinden Ege Denizi’ne bakarken ufukta Midilli Adası görünür, aşağıda taş evler ve antik surlar. Bu manzara yalnızca güzel bir Ege kasabasını değil, binlerce yıllık tarihin izleri vardır.
Yaz aylarında hareketli ve canlı olan Assos, kış geldiğinde bambaşka bir ruh kazanır. Kalabalıkların dağıldığı, sahillerin sessizleştiği ve doğanın kendi ritmine döndüğü bu dönmede Assos’un gerçek karakteri daha net hissedilir. Deniz aynı denizdir, taş sokaklar aynı sokaklardır ama ortamda farklı bir dinginlik vardır. Sanki bütün kasaba derin bir nefes almış gibi olur.
Bazı gün batımları diğerlerinden biraz daha farklıdır. Gökyüzü yine turuncuya döner, deniz yine sakinleşir ama insan o akşamın biraz daha uzun sürdüğünü hisseder. Assos’ta sezonun son günlerinde böyle bir duygu olur.
Total Blog Posts: 160