Eylül ayı geldiğinde Assos’un ritmi değişir. Yaz boyunca Kadırga koyunda hissedilen hareket yavaş yavaş azalır, sahildeki kalabalık yerini daha sakin yürüyüşlere bırakır. Deniz hala sıcak hava hala aydınlıktır ama ortamın ruhu farklıdır. Günler daha dingin akşamlar daha sessiz geçer.
Ege kıyıları yalnızca denizi ve antik kentleriyle değil, aynı zamanda köklü tarım kültürüyle de bilinir. Zeytin ağaçları bu coğrafyanın en belirgin simgesi olsa da üzüm bağları da yüzyıllardır bölgenin yaşamın bir parçasıdır. Assos ve çevresinde dolaşırken, zeytinliklerin arasında küçük üzüm bağlarına rastlamak mümkündür. Bu bağlar Ege kırsalının eski üretim geleneğini hatırlatan küçük ama anlamlı izler taşır.
Türkiye’nin tarihindeki en önemli günlerden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı, yalnızca bir askeri zaferin yıldönümü değildir. Bu tarih, bir milletin özgürlüğe olan inancının, bağımsız yaşama iradesinin ve kararlılığının simgesi haline gelmiştir. 1922 yılında Büyük Taarruz’ un zaferle sonuçlanması, Anadolu’nun kaderini değiştiren ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden yolu açan en önemli dönüm noktalarından olmuştur.
Ege mutfağı denildiğinde çoğu kişinin aklına zeytinyağı, deniz ürünleri ve otlar gelir. Ancak bu bölgenin bir de doğal ve ferahlatıcı içecekleri olan, özellikle yaz aylarında sıkça tüketilen koruk suyu ve karadut suyu vardır.
Assos yalnızca antik kenti ve Kadırga Koyu ile bilinen bir yer değildir. Bölgenin diğer güzellikleri küçük köylerde saklıdır. Kaz Dağlarının eteklerinde ve Ege kıyılarında yer alan bu köyler farklı manzaralar ve farklı yaşam ritimleri sunar.
Assos yalnızca gündüzleri etkileyici bir yer değildir. Güneş battığında bölge bambaşka bir atmosfere bürünür. Denizin üzerinde esen hafif rüzgar, zeytin ağaçlarının arasındaki sessizlik ve gökyüzünde beliren yıldızlar Assos gecelerini oldukça özel kılar.
Total Blog Posts: 160