Bazı yerler yalnızca manzaralarıyla değil, sesleriyle de hafızada kalır. Assos da tam olarak böyle bir yer. Buraya gelenlerin çoğu önce denizi, taş evleri, antik atmosferi ve Athena Tapınağını anlatır. Ama Assos’ta birkaç gün geçiren biri, zamanla başka bir şeyi de fark eder. Buranın kendine özgü bir ses dünyası vardır. Şehirde alıştığımız korna, kalabalık ve telaş yerini burada daha doğal çok daha sakin seslere bırakır.
Assos’ta tatil yapanların çoğu bir noktada aynı şeyi düşünür. Buraya kadar gelmişken Kaz Dağları’nı da görsek mi? Cevap net: Kesinlikle evet. Çünkü Assos ile Kaz Dağları arasındaki mesafe düşündüğünüzden çok daha kısa. Ve bu kısa yolculuk, sizi bambaşka bir doğanın içine götürür.
Assos, çocukla tatil yapmanın zor olmadığını hissettiren yerlerden biridir. Assos’un ilk fark edilen özelliği ise sakinliği olur. Ama bu sadece sessizlik değildir. Burada zaman yavaş akar, kimse acele etmez. Günler planlanmak zorunda değildir. Bu da çocuklu tatili kolaylaştıran önemli şeylerden biridir.
Bazı yerler vardır, sadece gezilmez. Bir şekilde insanın içinde kalır. Assos’ta bunlardan biri. Buraya ilk kez gelen herkes önce denizi fark eder. Sonra taş evleri, zeytin ağaçlarını, rüzgarı… Ama biraz zaman geçtikten sonra şunu anlarlar: Assos sadece bir tatil rotası değil, aynı zamanda bir deneyimdir.
Bazı tatiller vardır, sadece dinlendirir. Bazıları ise insanın içinde küçük bir farkındalık bırakır. Son yıllarda insanlar artık sadece güzel bir manzara aramıyor. Nerede kaldığını, ne yediğini, doğaya nasıl bir iz bıraktığını da sorguluyor. İşte tam bu noktada sürdürülebilir tatil kavramı ortaya çıkıyor.
Tatil hazırlığı çoğu zaman aynı telaşla başlar. Ne giyeceğim, en alacağım, ne eksik kalır? Sonra bir bakarsınız, valiz dolmuş taşmış. Yedek ayakkabılar, belki giyerim diye alınan kıyafetler, gereğinden fazla kozmetik ürünleri… Eğer rotanız Assos Park Hotel ise, bu kez valiz hazırlığını biraz farklı düşünmek gerekir.
Total Blog Posts: 214