Yoganın kökeni binlerce yıl öncesine, Hindistan’a kadar uzanıyor. Bugün ise dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçası haline gelmiş durumda. Kimileri için bir egzersiz, kimileri için zihin sakinleştiren bir pratik… Ama çoğu kişi için yoga hayatın içinde kısa bir durma fırsatı.
Assos’a gelen birçok kişi ilk günlerde klasik tatil anlayışları ile hareket eder. Hızlı planlar yapılır, görülmesi gereken yerler listelenir, her günün programı hazırlanır. Ama Assos birkaç gün sonra misafirlere öğretir ki burada bazı şeyleri yapmamak, aslında tatilin en güzel kısmıdır.
Temmuz ayı Ege’de en canlı, en parlak dönemidir. Güneş daha dik, deniz daha berrak, akşamüstü ışığı daha altın renklidir. Ancak bazı yerlerde Temmuz kalabalık ve yorucu olabilir. Ancak Kuzey Ege ‘de ise daha farklı bir ritim vardır.
Assos’ta sabah kahvaltısında tabağınıza gelen otlu gözleme yalnızca sıcak bir hamur işi değildir. İçindeki her malzeme toprağın bir parçasıdır. Radika, arapsaçı, şevketi bostan ya da mevsimine göre toplanan diğer yabani otlar.
Assos Antik Kenti’nin en etkileyici ve en iyi korunmuş kalıntılarından biri kesinlikle surlardır. Assos surları kente yaklaşırken insanın ilk fark ettiği yapılardan biridir. Surların büyük bir bölümü M.Ö. 4.yüzyıla dayanır. Kenti çepeçevre saran 3200 metreye varan uzunluğunda ve yer yer 20 metreye varan yüksekliğinde bir duvar olarak günümüze kadar gelmiştir. Manzarası Athena Tapınağı kadar etkileyicidir.
Assos (Behramkale) ısırgan çullaması, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Assos bölgesinin yöresel lezzetlerinden biri. Assos’ta bahar aylarında restoranlarında, köy evlerinde ve turistik mekanlarda sıkça karşılaşılan tat. Ege mutfağında ısırgan, sabrın ve bilgeliğin simgesidir.
Toplam Blog Yazısı: 86