Assos ve cevresi gezi onerileri
Assos denildiğinde çoğumuzun yazın tam ortasından bir görüntü beliriyor. Güneşin iyice yükseldiği bir öğle saati, Kadırga Koyu'nun mavisi, plajda geçirilen uzun saatler, taş duvarların üzerine düşen güneş ışığı...
Bazı gün batımları vardır, fotoğrafını çekersiniz ama görüntü o an hissettirdiğinin yanına bile yaklaşmaz. Kuzey Ege'de gün batımları tam olarak böyledir. Özellikle Assos ve çevresinde günün son saatlerinde gökyüzü bazen turuncudan pembeye, pembeden mora uzanan renklerle adeta bir tabloya dönüşür.
Assos'a geldiğinizde manzaranın başka türlü olduğunu fark edersiniz. Burada sahnenin başrolünde palmiyeler değil; zeytin ağaçları, makiler, çamlar, taşlık yamaçlar ve Kuzey Ege'nin kendine özgü bitki örtüsü vardır.
Yıllar önce içtiğimiz bir kahvenin tadını, fincanı desenini ya da masanın üzerinde ne olduğunu büyük ihtimalle hatırlamayız. Ama karşımızda kimin oturduğunu, o gün ne konuştuğumuzu, neden güldüğümüzü ya da bize söylenen bir cümlenin içimizde bıraktığı duyguyu bazen hiç unutmayız.
Yaz mevsimi göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Bir bakmışsınız takvim ağustosun son günlerini göstermeye başlamış. Eğer bu yaz henüz kısa bir kaçamak yapmadım ya da deniz tatilini erteledim diyorsanız, hala geç değil.
Türkiye'nin en sevilen tatil beldelerinden biri olan Assos, sadece tarihi atmosferi ve doğal güzellikleriyle değil, masmavi deniziyle de her yıl binlerce ziyaretçiyi kendine çekiyor. Özellikle Ağustos ayına gelindiğinde ise birçok tatilci aynı yorumu yapıyor: Deniz sanki cam gibi...
Toplam Blog Yazısı: 211