Buraya gelenlerin çoğu sadece güzel bir koy görüp dönmüyor. Sabah erken saatlerde denizin neredeyse cam gibi olduğu anlara tanık oluyor, taş sokaklarda acele etmeden yürüyor, gün batımını izlerken telefonuna bakmayı unutuyor. Assos'a ilk kez gelen birçok kişi ayrılırken bir sonraki tatilini düşünmeye başlıyor.
Yaz mevsimi göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Bir bakmışsınız takvim ağustosun son günlerini göstermeye başlamış. Eğer bu yaz henüz kısa bir kaçamak yapmadım ya da deniz tatilini erteledim diyorsanız, hala geç değil.
Bilim insanları, kokuların hafızayla güçlü bir bağı olduğunu söylüyor. Bu yüzden yıllar sonra duyduğunuz tanıdık bir koku sizi hiç beklemediğiniz bir ana götürebilir.
Bazı geceler vardır, dilek dilemek insana biraz çocukça gelir. Ama bazı geceler de vardır ki... dilek dilemek neredeyse gerçek gibi hissettirir. İşte Hıdırellez tam olarak böyle bir gece. Ve eğer o geceyi Assos’ta geçiriyorsanız, işler biraz daha farklı olur. Çünkü dilekler sadece söylenmez... Rüzgara karışır, denize bırakılır, sabaha kadar doğanın içinde dolaşır.
Bazı yerler ilk bakışta etkiler. Assos ise yavaş yavaş içine işler. Tepede, denize karşı duran Athena Tapınağı, aşağıda koylar, berrak su… Arada taş sokaklar ve zeytin ağaçları…
Assos yalnızca gündüzleri etkileyici bir yer değildir. Güneş battığında bölge bambaşka bir atmosfere bürünür. Denizin üzerinde esen hafif rüzgar, zeytin ağaçlarının arasındaki sessizlik ve gökyüzünde beliren yıldızlar Assos gecelerini oldukça özel kılar.
Toplam Blog Yazısı: 200