Assos tarihi ve kulturel miras
Meteoroloji Mühendisi Hüseyin Öztel’in değerlendirmeleri. Assos ve çevresinin hava karakteri, bölgeyi ziyaret eden bir çok kişinin dikkatini çeker. Özellikle yaz aylarında hissedilen ferahlık ve rüzgarın karakteri, bölgenin coğrafi yapısı ile doğrudan ilişkilidir.
Buraya ilk geldiğinizde bunu hemen anlamazsınız. Önce denizi fark edersiniz. Sonra rüzgarı. Ardından taş sokakları, zeytin ağaçlarını… Ama birkaç saat, belki bir gün geçtikten sonra fark edilen başka bir şey daha vardır. Zihniniz yavaşlamaya başlar.
18 Mart, Türkiye tarihinin en önemli günlerinden biridir. 1915 yılında Çanakkale Boğazı’nda verilen mücadele yalnızca bir askeri zafer değil, aynı zamanda bir milletin varoluş mücadelesinin simgesi olmuştur.
Assos’a ilk kez gelenlerin çoğu aynı şeyi hisseder ama tam olarak açıklayamaz. Manzara güzeldir, deniz etkileyicidir, taş evler zamana direnir… Ama tüm bunların ötesinde, burada farklı bir şey vardır. Sanki zaman biraz daha yavaş akar. İşte bu hissin bir sebebi var.
Bazı ağaçlar sadece gölge vermez. Bazıları bir zamanlar bir bölgenin kaderini belirler. Assos’un çevresindeki tepelerde, zeytin ağaçlarının arasında sessizce yükselen palamut meşeleri de tam olarak böyle ağaçlardır. Bugün çoğu insan onların yanından fark etmeden geçip gider. Oysa bir zamanlar bu ağaçlar, Ege’nin en değerli doğal kaynaklarından biri olarak görülüyordu.
Assos’u ziyaret eden birçok kişi önce manzarayı fark eder. Athena Tapınağı’nın bulunduğu tepenin üzerinden Ege Denizi’ne bakarken ufukta Midilli Adası görünür, aşağıda taş evler ve antik surlar. Bu manzara yalnızca güzel bir Ege kasabasını değil, binlerce yıllık tarihin izleri vardır.
Toplam Blog Yazısı: 151