Kalabalık Gittikten Sonra Assos’ta Başlayan Hikayeler

Kalabalık Gittikten Sonra Assos’ta Başlayan Hikayeler

Eylül ayı geldiğinde Assos’un ritmi değişir. Yaz boyunca Kadırga koyunda hissedilen hareket yavaş yavaş azalır, sahildeki kalabalık yerini daha sakin yürüyüşlere bırakır. Deniz hala sıcak hava hala aydınlıktır ama ortamın ruhu farklıdır. Günler daha dingin akşamlar daha sessiz geçer.

Tam da bu yüzden Eylül, Assos’un en özel zamanlarından biri olarak görülür. Kalabalığın azalmasıyla birlikte doğanın sesi daha belirgin hale gelir. Zeytin ağaçlarının arasından gelen rüzgarın hışırtısı, kıyıya vuran dalgaların ritmi ve akşam çökerken gökyüzünde beliren yıldızlar… Bütün bu detaylar insanın düşünmesini, durmasını ve etrafına daha dikkatli bakmasını sağlar.

Belki de bu yüzden Assos’un Eylül atmosferi, yazmak isteyen insanlar için oldukça ilham verici olabilir. Elinde bir not defteriyle deniz kenarında oturan birini görmek burada hiç garip görünmez. Bazen bir manzara, bazen bir gün batımı manzarası, eski taş sokaklarda yapılan kısa bir yürüyüş bile insanın zihninde yeni bir hikayenin kapısını aralayabilir.

Assos zaten tarih boyunca düşünürlerin ve hikaye anlatıcılarının ilgisini çeken bir bölge olmuştur. Antik çağda Aristoteles’in bir süre burada yaşadığı ve çalıştığı bilinir. Bugün ise aynı coğrafya ziyaretçilere farklı bir şey sunar. Yavaşlama hissi.  Büyük şehirlerin karmaşasından uzaklaşan biri için, çoğu zaman yeni fikirlerin ortaya çıkmasına yardımcı olur.

Eylül ayında Assos’ta geçirilen bir gün aslında oldukça sade başlar. Sabah deniz sakin olur, sahilde yürüyen birkaç kişi dışında ortalık sessizdir. Kahveyle başlayan bir sabah, gün içinde küçük keşifler… Athena Tapınağı’nın bulunduğu tepeden Ege’ye bakmak, Behramkale’nin taş sokaklarında dolaşmak ya da sadece denizin karşısında oturmak bile insanın dinlenmesine yardımcı olur.

Böyle bir ortamda insanın aklına hikayeler gelmesi şaşırtıcı değildir. Belki bir romanın ilk cümlesi, belki bir filmin sahnesi ya da sadece kişisel bir günlük… Assos’un bu huzurlu atmosferi yazmak isteyen insanlar için oldukça ilham vericidir. Burası yalnızca dinlenmek için değil, bazen düşünmek, üretmek ve biraz da kendini dinlemek için tercih edilir.

Assos Park Hotel’ in plajında denizin karşısında oturup ufka bakmak, zeytin ağaçlarının arasından rüzgarı dinlemek ya da taş sokaklarda kısa bir yürüyüş yapmak bile düşünceleri farklı yöne taşıyabilir. Belki uzun zamandır akılda dolaşan bir fikir burada şekil bulur, belki de yeni bir romanın ilk satırları ortaya çıkar.

Sessizlik bazen en iyi ilhamdır.

Dünyanın herhangi bir yerinde yeni bir hikayeye başlayan tüm yazarlara selam olsun.