Ege’nin en etkileyici köşelerinden biri olan Assos Behramkale, çoğu kişi için antik tapınaklar, taş sokaklar ve zeytin ağaçlarıyla anılır. Oysa bu kasabanın sessiz ama derin bir mirası daha vardır. Dar sokaklarda, taş evlerin kapı önlerinde ya da küçük dükkanların içinde karşınıza çıkan el dokuması olan Yörük halıları… Assos’u özel kılan detaylardan biride budur.
Bazı yerler vardır, kendini hemen göstermez. Ne yüksek sesle konuşur ne de dikkat çekmeye çalışır. Sadece oradadır. Assos’un da böyle bir tarafı var. İlk bakışta deniz, taş evler, rüzgar… Ama biraz zaman geçince gözün başka şeylere takılmaya başlar. Bir dalın ucunda kıpırdayan bir yaprak. Taşların arasından hızla geçen küçük bir gölge. Rüzgarla birlikte yayılan keskin bir kekik kokus
Bazı sezonlar vardır takvim yaprakları değiştiğinde biter. Bazılarıysa bitmez, sadece yer değiştirir. Anıların içine taşınır. 2023 sezonu bizim için tam olarak böyle bir sezon oldu.
Bu cümle ilk bakışta klişe gibi durur. Telefonu bırak, kendine dön söylemini çok duyduk. Ama Assos’ta olan şey, bir sloganın ötesinde. Burada insan telefonu bilinçli olarak bırakmaz ama çoğu zaman elinin gittiğini fark etmez. Çünkü ihtiyaç azalır.
Son yıllarda ‘Blue Zone’ yani ‘Mavi Bölge’ kavramı sıkça konuşuluyor. Bu terim dünyada insanların ortalamadan daha uzun ve sağlıklı yaşadığı bölgeler için kullanılıyor. Bu yerlerden biri de Ege’ deki Ikaria adası. Peki karşı kıyıda duran Assos için böyle bir benzetme yapmak mümkün mü?
Assos’ta denize baktığınızda ilk fark edilen şey suyun berraklığı, maviliğidir. Aşağılara bakarsanız kayaların arasında başka hayat dikkatinizi çeker. Denizle karanın tam sınırında, dalgaların ulaşıp çekildiği o dar hatlara tutunmuş deniz fasulyeleri.
Total Blog Posts: 179