Bazı anlar vardır, takvimde bir gün olarak görünür ama aslında bir ömür boyu hatırlanacak bir sahneye dönüşür. ‘Evet’ seninle bir ömür boyu… Assos Park Hotel, tam da böyle büyülü ‘Evet’ anlarına ev sahipliği yapacak kadar özel bir yer. Denize sıfır özel plajı, huzurlu atmosferi, taş mimarisi ve Athena Tapınağı’na yakınlığıyla romantizmin ve tarihin buluştuğu bir yer.
Son yıllarda ‘Blue Zone’ yani ‘Mavi Bölge’ kavramı sıkça konuşuluyor. Bu terim dünyada insanların ortalamadan daha uzun ve sağlıklı yaşadığı bölgeler için kullanılıyor. Bu yerlerden biri de Ege’ deki Ikaria adası. Peki karşı kıyıda duran Assos için böyle bir benzetme yapmak mümkün mü?
Assos’ta denize baktığınızda ilk fark edilen şey suyun berraklığı, maviliğidir. Aşağılara bakarsanız kayaların arasında başka hayat dikkatinizi çeker. Denizle karanın tam sınırında, dalgaların ulaşıp çekildiği o dar hatlara tutunmuş deniz fasulyeleri.
Assos, Kuzey Ege’nin en büyüleyici köşelerinden biri olan Behramkale’nin hemen altında yer alan antik bir liman ve koylar bütünü. Tarihi Athena Tapınağı’nın tepesinden bakınca masmavi suları herkesin aklına aynı soru gelir. Bu sularda dalmak nasıl bir deneyim olur?
Assos çevresinde akşam yemekleri uzun sürer. Kimse hızlı hızlı yemez. Sofra kurulduktan sonra aceleyle yemeği yiyip kalkmak gibi bir alışkanlık yoktur. Bu da yemeğin tadını fark etmeyi kolaylaştırır. Assos Park Hotel’ de akşam yemeği, bu sakinliğin bir uzantısı gibidir. Menüde gösterişten çok sadelik ön plandadır. Taze ürünler, yerel tatlar ve mevsime göre değişen yemekler masaya gelir.
Kış aylarının sakinliği geride kaldı. Assos yine yerinde, deniz yine aynı mavilikte; ama, artık sahilde dinlenmeye gelmiş, gülen eğlenen insanlar var. Sabah kahvaltılarında sohbetler uzuyor, gün batımında kıyıda bekleyen insanlar çoğalıyor. Nisan’la birlikte sezon başladı, kapılar açıldı ve Assos Park Hotel yeniden misafirlerini ağırlamaya başladı.
Total Blog Posts: 160