Assos’ta denize baktığınızda ilk fark edilen şey suyun berraklığı, maviliğidir. Aşağılara bakarsanız kayaların arasında başka hayat dikkatinizi çeker. Denizle karanın tam sınırında, dalgaların ulaşıp çekildiği o dar hatlara tutunmuş deniz fasulyeleri.
Assos, Kuzey Ege’nin en büyüleyici köşelerinden biri olan Behramkale’nin hemen altında yer alan antik bir liman ve koylar bütünü. Tarihi Athena Tapınağı’nın tepesinden bakınca masmavi suları herkesin aklına aynı soru gelir. Bu sularda dalmak nasıl bir deneyim olur?
Assos çevresinde akşam yemekleri uzun sürer. Kimse hızlı hızlı yemez. Sofra kurulduktan sonra aceleyle yemeği yiyip kalkmak gibi bir alışkanlık yoktur. Bu da yemeğin tadını fark etmeyi kolaylaştırır. Assos Park Hotel’ de akşam yemeği, bu sakinliğin bir uzantısı gibidir. Menüde gösterişten çok sadelik ön plandadır. Taze ürünler, yerel tatlar ve mevsime göre değişen yemekler masaya gelir.
Kış aylarının sakinliği geride kaldı. Assos yine yerinde, deniz yine aynı mavilikte; ama, artık sahilde dinlenmeye gelmiş, gülen eğlenen insanlar var. Sabah kahvaltılarında sohbetler uzuyor, gün batımında kıyıda bekleyen insanlar çoğalıyor. Nisan’la birlikte sezon başladı, kapılar açıldı ve Assos Park Hotel yeniden misafirlerini ağırlamaya başladı.
Küçük şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir tarafı vardır. Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin sesine aşinadır. Antik Assos’ta hayat buna benzerdi. Sözler yalnızca söylenmez duyulurdu. Egenin kıyısında, taşın rüzgarla konuştuğu bir şehir düşünün. Assos yalnızca felsefenin ve ticaretin değil, sesin de dolaştığı bir yerdi.
Kış bazı yerleri sessizleştirir, bazı yerleri ise gerçek haline döndürür. Assos kış gelince kapanan değil sadeleşen yerlerden biridir. Yazın kalabalıkla paylaşılan manzara, kışın neredeyse yalnızca sana kalır. Rüzgar, deniz ve taş ilk kez bu kadar net olur. Bu yüzden Assos’ta kış, bir mevsim değil, bir hal değişimidir.
Total Blog Posts: 178