Bazı gün batımları diğerlerinden biraz daha farklıdır. Gökyüzü yine turuncuya döner, deniz yine sakinleşir ama insan o akşamın biraz daha uzun sürdüğünü hisseder. Assos’ta sezonun son günlerinde böyle bir duygu olur.
Yazın o parlak, hızlı kalabalık hali yavaş yavaş çekilirken geriye sakin, daha yumuşak, daha derin bir zaman kalır. Güneş hala vardır ama artık yakmaz. Rüzgar eser ama serinlemekten çok dinlendirir. Deniz hala çağırır…
Eylül ayı geldiğinde Assos’un ritmi değişir. Yaz boyunca Kadırga koyunda hissedilen hareket yavaş yavaş azalır, sahildeki kalabalık yerini daha sakin yürüyüşlere bırakır. Deniz hala sıcak hava hala aydınlıktır ama ortamın ruhu farklıdır. Günler daha dingin akşamlar daha sessiz geçer.
Ege kıyıları yalnızca denizi ve antik kentleriyle değil, aynı zamanda köklü tarım kültürüyle de bilinir. Zeytin ağaçları bu coğrafyanın en belirgin simgesi olsa da üzüm bağları da yüzyıllardır bölgenin yaşamın bir parçasıdır. Assos ve çevresinde dolaşırken, zeytinliklerin arasında küçük üzüm bağlarına rastlamak mümkündür. Bu bağlar Ege kırsalının eski üretim geleneğini hatırlatan küçük ama anlamlı izler taşır.
Assos yalnızca gündüzleri etkileyici bir yer değildir. Güneş battığında bölge bambaşka bir atmosfere bürünür. Denizin üzerinde esen hafif rüzgar, zeytin ağaçlarının arasındaki sessizlik ve gökyüzünde beliren yıldızlar Assos gecelerini oldukça özel kılar.
Tatile çıkarken çoğu insanın aklına ilk gelen şeyler bellidir. Mayo, güneş kremi, şapka, terlik… Özellikle deniz tatiline giderken listemiz klasiktir. Ama Assos söz konusu olunca durum biraz farklıdır. Çünkü Assos yalnızca denize girilen bir yer değil; insanı yavaşlatan, düşündüren ve doğayı yeniden fark etmemizi saplayan bir bölgedir. Buraya gelen birçok kişi ilk günlerde fark etmeden telefonunu daha az kullanmaya, daha uzun yürüyüşler yapmaya ve çevresini daha dikkatli incelemeye başlar.
Total Blog Posts: 191