Modern hayatın temposu çoğu zaman insanı kendinden uzaklaştırır. Sürekli bir yerlere yetişmek, ekranlara bakmak ve kalabalıkların içinde yaşamak… Bu hızın içinde çoğumuz en önemli kişiyi ihmal ederiz, kendimizi. İşte bu yüzden son yıllarda dünyada hızla büyüyen bir trend var: Solo travel, yani yalnız seyahat etmek.
Assos’a ilk kez gelenlerin en çok söylediği cümlelerden biri genellikle şudur: Denizin rengi neden bu kadar turkuaz? Gerçekten de Assos ve özellikle Kadırga Koyu çevresinde denizin rengi, Türkiye’nin birçok sahiline göre daha açık, daha berrak ve turkuaza yakın tonlarda görünür. Bunun tek bir sebebi yoktur. Assos’un coğrafi yapısı, deniz tabanı, rüzgarlar ve bölgenin doğal yapısı bir araya gelerek bu özel rengi ortaya çıkarır.
Assos’a ilk kez gelen birçok kişi bölgenin güzelliğini deniz, taş evler ve antik kentlerle anlatır. Athena Tapınağı’ndan görünen Ege manzarası, Behramkale’nin dar sokakları ya da Kadırga Koyu’nun berrak suyu gerçekten büyüleyicidir. Bu muazzam manzaraların yanı sıra doğanın sofraya uzanan hikayesi vardır.
Yoganın kökeni binlerce yıl öncesine, Hindistan’a kadar uzanıyor. Bugün ise dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçası haline gelmiş durumda. Kimileri için bir egzersiz, kimileri için zihin sakinleştiren bir pratik… Ama çoğu kişi için yoga hayatın içinde kısa bir durma fırsatı.
Assos ve çevresi yalnızca tarihi ve deniziyle değil, aynı zamanda mutfağıyla da oldukça zengin bir bölgedir. Assos’ta gezerken bazen bir zeytinyağı, bazen bir peynir, bazen de adını daha önce hiç duymadığınız bir tatlıyla karşılaşabilirsiniz.
Temmuz ayı Ege’de en canlı, en parlak dönemidir. Güneş daha dik, deniz daha berrak, akşamüstü ışığı daha altın renklidir. Ancak bazı yerlerde Temmuz kalabalık ve yorucu olabilir. Ancak Kuzey Ege ‘de ise daha farklı bir ritim vardır.
Total Blog Posts: 160