Tatile çıkarken çoğu insanın aklına ilk gelen şeyler bellidir. Mayo, güneş kremi, şapka, terlik… Özellikle deniz tatiline giderken listemiz klasiktir. Ama Assos söz konusu olunca durum biraz farklıdır. Çünkü Assos yalnızca denize girilen bir yer değil; insanı yavaşlatan, düşündüren ve doğayı yeniden fark etmemizi saplayan bir bölgedir. Buraya gelen birçok kişi ilk günlerde fark etmeden telefonunu daha az kullanmaya, daha uzun yürüyüşler yapmaya ve çevresini daha dikkatli incelemeye başlar.
Assos denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak Athena Tapınağı, antik liman ve Behramkale’nin taş sokakları gelir. Oysa Troas bölgesi yalnızca Assos’tan ibaret değildir. Assos’un çevresinde, çoğu ziyaretçinin fark etmeden geçtiği ya da adını bile duymadığı birçok antik kent bulunur. Bu kentlerin bazıları doğanın içinde saklı kalmış, bazıları ise zamanla neredeyse unutulmuştur. Eğer Assos’a geldiğinizde çevreyi biraz daha keşfetmek isterseniz, bu antik yerleşimler oldukça ilginç duraklar olabilir.
Son yıllarda dünyada ilginç bir kavram konuşulmaya başladı. Niksen. Kelime Hollanda’dan geliyor. Anlamı ise oldukça basit ama modern hayat için oldukça radikal: Hiçbir şey yapmamak. Ama gerçekten hiçbir şey.
Mayıs ayının en anlamlı günlerinden biri olan 19 Mayıs Atatürk’ün Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Türkiye’de her yıl büyük bir gurur ve coşkuyla kutlanır. Bu özel gün, sadece bir bayram değil; aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun başlangıcını simgeler.
Assos denildiğinde çoğu kişinin aklına Athena Tapınağı, antik liman ve Behramkale’nin taş sokakları gelir. Ancak bu küçük Ege yerleşimi, yüzeyde görünenin çok daha ötesinde bir tarihe sahiptir. Assos’un geçmişi sadece antik kalıntılarla değil, felsefeden ticarete, jeolojiden mimariye kadar birçok farklı hikayeyi içinde barındırır.
8 Mart, dünyanın birçok yerinde kadınların emeğini ve mücadelesini hatırlamak için önemli bir gün. Ama bazı yerlerde kadın emeği yalnızca bir gün değil, hayatın her günü hissedilir.
Total Blog Posts: 160