Assos ve cevresi gezi onerileri
Son yıllarda dünyada ilginç bir kavram konuşulmaya başladı. Niksen. Kelime Hollanda’dan geliyor. Anlamı ise oldukça basit ama modern hayat için oldukça radikal: Hiçbir şey yapmamak. Ama gerçekten hiçbir şey.
Assos’ta gün batımı sadece bir manzara değildir. Burası aynı anda birçok insanın gökyüzüne bakıp farklı şeyler hissettiği nadir yerlerden biridir. Gün batımı yavaş yavaş turuncuya dönerken, Midilli Adası’nın silueti ufukta belirir. Rüzgar hafifler, deniz sakinleşir. Gün o son ışıkları Assos’un taşlarına vurur.
Modern hayatın temposu çoğu zaman fark etmeden bizi yorar. İnsan bazen gerçekten durmaya ihtiyaç duyar. İşte tam bu noktada son yıllarda dünyada giderek popülerleşen bir kavram devreye giriyor: ‘Orman Banyosu’
Assos’a ilk kez gelenlerin en çok söylediği cümlelerden biri genellikle şudur: Denizin rengi neden bu kadar turkuaz? Gerçekten de Assos ve özellikle Kadırga Koyu çevresinde denizin rengi, Türkiye’nin birçok sahiline göre daha açık, daha berrak ve turkuaza yakın tonlarda görünür. Bunun tek bir sebebi yoktur. Assos’un coğrafi yapısı, deniz tabanı, rüzgarlar ve bölgenin doğal yapısı bir araya gelerek bu özel rengi ortaya çıkarır.
Aralık ayı geldiğinde Assos bambaşka bir yere dönüşür. Yazın kalabalık olan Kadırga Koyu sessizleşir. Sahildeki şezlonglar toplanmıştır., restoranların bir kısmı kapanmıştır, sokaklarda artık yazın o hareketli adımlar yoktur. Rüzgar biraz daha sert eser, denizin rengi biraz daha koyulaşır.
Bazı yerler vardır, kendini hemen göstermez. Ne yüksek sesle konuşur ne de dikkat çekmeye çalışır. Sadece oradadır. Assos’un da böyle bir tarafı var. İlk bakışta deniz, taş evler, rüzgar… Ama biraz zaman geçince gözün başka şeylere takılmaya başlar. Bir dalın ucunda kıpırdayan bir yaprak. Taşların arasından hızla geçen küçük bir gölge. Rüzgarla birlikte yayılan keskin bir kekik kokus
Total Blog Posts: 159