Assos, çocukla tatil yapmanın zor olmadığını hissettiren yerlerden biridir. Assos’un ilk fark edilen özelliği ise sakinliği olur. Ama bu sadece sessizlik değildir. Burada zaman yavaş akar, kimse acele etmez. Günler planlanmak zorunda değildir. Bu da çocuklu tatili kolaylaştıran önemli şeylerden biridir.
Bazı yerler vardır, sadece gezilmez. Bir şekilde insanın içinde kalır. Assos’ta bunlardan biri. Buraya ilk kez gelen herkes önce denizi fark eder. Sonra taş evleri, zeytin ağaçlarını, rüzgarı… Ama biraz zaman geçtikten sonra şunu anlarlar: Assos sadece bir tatil rotası değil, aynı zamanda bir deneyimdir.
Bazı tatiller vardır, sadece dinlendirir. Bazıları ise insanın içinde küçük bir farkındalık bırakır. Son yıllarda insanlar artık sadece güzel bir manzara aramıyor. Nerede kaldığını, ne yediğini, doğaya nasıl bir iz bıraktığını da sorguluyor. İşte tam bu noktada sürdürülebilir tatil kavramı ortaya çıkıyor.
Bazı ağaçlar sadece gölge vermez. Bazıları bir zamanlar bir bölgenin kaderini belirler. Assos’un çevresindeki tepelerde, zeytin ağaçlarının arasında sessizce yükselen palamut meşeleri de tam olarak böyle ağaçlardır. Bugün çoğu insan onların yanından fark etmeden geçip gider. Oysa bir zamanlar bu ağaçlar, Ege’nin en değerli doğal kaynaklarından biri olarak görülüyordu.
Tatil hazırlığı çoğu zaman aynı telaşla başlar. Ne giyeceğim, en alacağım, ne eksik kalır? Sonra bir bakarsınız, valiz dolmuş taşmış. Yedek ayakkabılar, belki giyerim diye alınan kıyafetler, gereğinden fazla kozmetik ürünleri… Eğer rotanız Assos Park Hotel ise, bu kez valiz hazırlığını biraz farklı düşünmek gerekir.
Yılın sonuna doğru birçok insan benzer bir duygunun içinde bulur kendini. Aylar geçmiş, işler yapılmış planlar kovalanmış, sorumluluklar yerine getirilmiştir. Zaman ilerlerken hayatta hız kesmeden devam etmişti. Dışarıdan bakıldığında yıl dolu dolu geçmiş gibi görünür. Ama insan bazen tam da bu noktada kendine şu soruyu sormak ister:
Total Blog Posts: 151