Bazı tatiller yalnızca denize yakın olmakla güzel değildir. Asıl farkı yaratan şey, insanın kaldığı yerin ruhudur. Sabah uyandığınızda zeytin ağaçlarını görmek, gün içinde kuş sesleri eşliğinde yürümek ve akşam hafif esen rüzgarla doğanın içinde dinlenmek bambaşka bir tatil hissi yaratır. İşte bu yüzden zeytin bahçesi içinde konaklama fikri pek çok kişinin özellikle aradığı bir deneyim haline geldi.
Assos’u ziyaret eden birçok kişi önce manzarayı fark eder. Athena Tapınağı’nın bulunduğu tepenin üzerinden Ege Denizi’ne bakarken ufukta Midilli Adası görünür, aşağıda taş evler ve antik surlar. Bu manzara yalnızca güzel bir Ege kasabasını değil, binlerce yıllık tarihin izleri vardır.
Yaz aylarında hareketli ve canlı olan Assos, kış geldiğinde bambaşka bir ruh kazanır. Kalabalıkların dağıldığı, sahillerin sessizleştiği ve doğanın kendi ritmine döndüğü bu dönmede Assos’un gerçek karakteri daha net hissedilir. Deniz aynı denizdir, taş sokaklar aynı sokaklardır ama ortamda farklı bir dinginlik vardır. Sanki bütün kasaba derin bir nefes almış gibi olur.
Bazı gün batımları diğerlerinden biraz daha farklıdır. Gökyüzü yine turuncuya döner, deniz yine sakinleşir ama insan o akşamın biraz daha uzun sürdüğünü hisseder. Assos’ta sezonun son günlerinde böyle bir duygu olur.
Assos denince çoğu kişinin aklına ilk olarak deniz, taş sokaklar, antik kalıntılar ve zeytin ağaçları gelir. Oysa bu bölgenin fark edilmeyen bir başka yönü vardır. Kuşlar… Sabahın erken saatlerinde deniz kıyısında yürürken, zeytin ağaçlarının arasından gelen kanat seslerini duyabilir ya da gökyüzünde süzülen bir göç sürüsünü izleyebilirsiniz. Assos ve çevresi, doğayla ilgilenenler için sessiz ama oldukça zengin bir kuş gözlem alanıdır.
Yazın o parlak, hızlı kalabalık hali yavaş yavaş çekilirken geriye sakin, daha yumuşak, daha derin bir zaman kalır. Güneş hala vardır ama artık yakmaz. Rüzgar eser ama serinlemekten çok dinlendirir. Deniz hala çağırır…
Total Blog Posts: 151