Assos’un Sessiz Şifacısı: Adatepe Zeytinyağı Müzesi

Assos’un Sessiz Şifacısı: Adatepe Zeytinyağı Müzesi

Assos’tan arabayla 20-25 dakika mesafede, Çanakkale İzmir yolunun hemen kenarında küçük ama çok anlamlı bir müze.

2001 yılında eski bir sabunhane binası restore edilerek hayata geçirilmiş. Sadece bir müze değil, aynı zamanda hala geleneksel yöntemlerle (kuru baskı usulü) zeytinyağı üreten bir fabrika.

Müzede en dikkat çeken şey devasa taş değirmenler. Eskiden zeytinler bu taşların altında ezilirmiş. Sonra hamur haline gelen zeytin, keçeden torbalara konu, üst üste dizilir ve baskı uygulanırmış. Sıkım saatler sürermiş. Aceleye gelmeden sabırla.

Günümüzde ise birkaç litre yağ için saniyeler yeterli oluyor. Fakat o eski sistemde ise her şey yavaş yavaş ilerliyor. Belki de bu yüzden o döneminin zeytinyağının tadı bir başka diye anlatılır.

Türkiye’de türünün ilk örneği olan bu yer, sadece bir müze değil, aynı zaman hala geleneksel yöntemlerle (kuru baskı usulü) zeytinyağı üreten bir fabrika. Yani içeride gezerken burnunuza gerçek zeytinyağının o keskin, taze kokusu çarpıyor.

Müzenin içinde neler mi var?

Yüzyıllık taş presler

Eski zeytin toplama sepetleri, sırıklar, çuvallar

Bakır ve toprak küpler,

Zeytinyağının adım adım anlatıldığı köşe

Eski fotoğraflar

Özellikle taş baskı preslerin devasa ağırlığı ve o dönemin işçiliğini düşününce insanın içi ürperiyor biraz, ne kadar büyük bir emek varmış zeytinyağının her damlasında.

Müzede ilerledikçe zeytinin Anadolu’daki tarihsel yolculuğuna tanıklık ediyorsunuz. Antik çağlardan Osmanlı dönemine, oradan da günümüze uzanan süreçte zeytinyağının hem sofralarda hem de sabun, ilaç, aydınlatma aracı, cildi güzelleştirici, yaraları iyileştirici ve ilaç gibi alanlarda nasıl kullanıldığı anlatılıyor.

Müzenin küçük ama keyifli satış alanı da gezinin güzel bir tamamlayıcısı. Burada yöreye ait sabunlar ve doğal ürünler, hediyelik küçük şişeler bulunuyor.

Zeytinyağı Müzesi büyük bir yer değil ama insana büyük bir farkındalık bırakıyor. Bir şişe yağın arkasında ne kadar büyük bir emek olduğunu, sabırla nasıl işlendiğini hatırlatıyor.

 Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ni gezdikten sonra dışarı çıktığınızda çevreye başka bir gözle bakar oluyorsunuz. Sokak kenarındaki zeytin ağaçları artık sadece ağaç değil, yüzyıllık bir geleneğin parçası.

Adatepe Zeytinyağı Müzesini gezdikten sonra, Assos Park Hotel’ de kahvaltı masasına gelen zeytinyağı da işte bu geleneğin devamı gibi. Gösterişli değil ama karakterli. Tıpkı bölgenin kendisi gibi.

Eğer Assos’a yolunuz düşerse, Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ni mutlaka listenize ekleyin. Taş preslere dokunun. O eski düzeneklerin arasında biraz durun. Sonra dışarı çıkıp zeytin ağaçlarına bakın.

O zaman sofranıza gelen bir damla zeytinyağının sadece bir lezzet olmadığını fark edersiniz.

Bu yüzden bir daha ki Assos maceranda mutlaka uğra; çünkü en güzel hediyeler bazen bir şişe yağın içinde saklı olur.

Zeytinyağlı Selamlar.