Yoganın kökeni binlerce yıl öncesine, Hindistan’a kadar uzanıyor. Bugün ise dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçası haline gelmiş durumda. Kimileri için bir egzersiz, kimileri için zihin sakinleştiren bir pratik… Ama çoğu kişi için yoga hayatın içinde kısa bir durma fırsatı.
İstanbul’dan gelen sekiz kişilik bir yoga stüdyosu ekibi tam olarak böyle bir mola için Assos’a geldi.
Ekim ortası… Yaz kalabalığı çoktan çekilmiş. Kadırga Koyu’nda sabahları artık daha sakin, hava hala yumuşak. Deniz hala yüzülebilecek kadar ılık ama sahildeki sesler yazın aksine oldukça az.
O sabah otelin bahçesinde küçük bir hareketlilik vardı. İstanbul’dan gelen bir yoga stüdyosunun ekibi birkaç günlüğüne, biraz dinlenmek, biraz birlikte vakit geçirmekti.
Bahçenin çimlerine yoga matları serildi. Denizden gelen hafif rüzgar eşliğinde kısa bir sabah pratiği başladı. Benim için izlemek bile rahatlatıcıydı. Ders bittikten sonra, çaylarımızı alıp onlarla sohbet etme fırsatı bulduk.
Şehirden uzaklaşmak sizin için ne ifade ediyor?
Stüdyonun eğitmenlerinden biri anlatıyor:
Yoga aslında şehirde de yapılabiliyor tabii ama ortam çok farklı oluyor. Trafik sesi, telefonlar, sürekli bir koşuşturma… İnsan bedenini sakinleşse bile bazen zihni kolay durmuyor. Buraya gelince ilk fark ettiğimiz şey sessizlik oldu.
Assos’a gelmeden önce burayı nasıl hayal ediyordunuz?
Fotoğraflardan biliyorduk ama gerçek hali çok daha güzelmiş. Ekibimizden birkaç arkadaşımız daha önce burada tatil yapmışlardı. Onların tavsiyesi üzerine buraya geldik. Ben ilk defa geliyorum. Çok huzurlu bir yer. Dinlenmek için tam aradığımız yer diyebilirim.
Peki yoga pratiği açısından böyle bir yerde olmak nasıl hissettiriyor?
Çok farklı bir deneyim oluyor. Şehirde yoga yaparken bazen dış dünyayı kapatmaya çalışırsınız. Burada ise tam tersi. Gözünüzü kapattığınızda rüzgarı, dalga sesini duyuyorsunuz. Bu da sizi başka bir yere taşıyor.
Sekiz kişi birlikte geldiniz. Bu bir ekip tatili mi?
Evet diyebiliriz. Hepimiz aynı stüdyoda çalışıyoruz. Yıl boyunca dersler, etkinlikler derken çok yoğun oluyor. Bir noktada birlikte durup nefes almak gerekiyor. Assos fikri biraz da böyle çıktı.
Günleriniz burada nasıl geçiyor?
Çok plan yapmadık açıkçası. Sabah kısa bir yoga pratiği yapıyoruz. Sonra denize giriyoruz, yürüyüş yapıyoruz. Antik kenti dolaşacağız bugün. Tarihi mirası görmeden dönmek olmaz. Athena Tapınağından bugün gün batımını izlemeye gideceğiz.
Yoga yapmak isteyen ama bir türlü başlayamayan insanlara ne önerirsiniz?
En önemli şey mükemmel başlamak değil, küçük başlamak. Birçok insan yoga için çok esnek olması gerektiğini düşünüyor ama aslında yoga tam da bunun için yapılıyor. Vücudu tanımak ve zamanla geliştirmek. Başlangıçta haftada bir iki gün kısa pratikler yapmak bile yeterli. Önemli olan devamlılık. Bir süre sonra beden alışıyor. Nefes alışverişi değişiyor ve insan yoga yapmadan geçen günleri fark etmeye başlıyor.
Assos’u bir arkadaşınıza nasıl anlatırsınız?
Bence Assos’u anlatırken ilk söyleyeceğim şey şu olur, gerçekten dinlenebileceğin bir yer. Şehirde fark etmediğimiz bir şey var; sürekli bir ses, sürekli bir hareket. Buraya gelince gürültü bir anda kesildi.
Sabah uyandığımızda denizin sesi geliyordu, havası çok temiz. Bir gün sonra bile insanın nefesi bile değişiyor gibi hissediyor.
Bir de Assos Park Hotel’ in muhteşem Ege mutfağı… Yemekler çok lezzetli. Zeytinyağlılar, otlar, balık… Bizim gibi beslenmeye çalışanlar için aslında çok uygun bir mutfak.
Assos Park Hotel ’in çok güzel bir atmosferi var. Geniş bir bahçe, denize çok yakın… Sabah yoga yaptıktan sonra bahçede çay keyfi muhteşem oluyor…
Ben bir arkadaşıma:
Eğer gerçekten birkaç günlüğüne durmak, temiz hava almak ve gerçekten dinlenmek istiyorsan burası çok doğru bir yer.
Toplam Blog Yazısı: 86