Küçük şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir tarafı vardır. Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin sesine aşinadır. Antik Assos’ta hayat buna benzerdi. Sözler yalnızca söylenmez duyulurdu. Egenin kıyısında, taşın rüzgarla konuştuğu bir şehir düşünün. Assos yalnızca felsefenin ve ticaretin değil, sesin de dolaştığı bir yerdi.
Kış bazı yerleri sessizleştirir, bazı yerleri ise gerçek haline döndürür. Assos kış gelince kapanan değil sadeleşen yerlerden biridir. Yazın kalabalıkla paylaşılan manzara, kışın neredeyse yalnızca sana kalır. Rüzgar, deniz ve taş ilk kez bu kadar net olur. Bu yüzden Assos’ta kış, bir mevsim değil, bir hal değişimidir.
Bazı yerler vardır; gezilir, fotoğrafı çekilir, anlatılır. Bazı yerler insana içten içe şunu söyler: Burada yaşanılır… Bu cümle çoğu zaman bilinçli olarak söylenmez. Bir anda içimizden gelir. Bir sabah kahvenizi içerken, Athena Tapınağından gün batımı manzarasına bakarken ya da hiçbir şey yapmadan.
Assos, yalnızca gündüzleri değil, geceleri de etkileyici bir coğrafyaya sahiptir. Şehir ışıklarından uzak konumu, yüksek rakımı ve açık ufku sayesinde Assos ve çevresi, yıldız gözlemi yapmak isteyenler için Kuzey Ege’nin en özel yerlerinden biridir. Özellikle yaz sonu ve sonbahar aylarında, ay ışığının az olduğu gecelerde gökyüzü neredeyse çıplak gözle izlenebilecek kadar net olur.
Son misafir uğurlanır. Taş avludan ayak sesleri çekilir. Bir süre sonra rüzgarın sesi daha net duyulur. Deniz hala mavi ama suyu artık daha da soğuk, havuz kenarındaki minder toplanmaya başlar.
Evlilik yıldönümü kutlamaları zamanla değişir. İlk yıllarda daha heyecanlı, coşkulu ve romantik sürprizlerle dolu kutlanırken, yıllar geçtikçe daha sakin ve birlikte geçirilen kaliteli zamana odaklanılan bir hal alır.
Toplam Blog Yazısı: 160