Assos denildiğinde çoğumuzun yazın tam ortasından bir görüntü beliriyor. Güneşin iyice yükseldiği bir öğle saati, Kadırga Koyu'nun mavisi, plajda geçirilen uzun saatler, taş duvarların üzerine düşen güneş ışığı...
Peki Assos'un en güzel zamanlarından biri, herkesin yaz tatilini bitirdiğini düşündüğü günlerde başlıyor olabilir mi?
Belki de eylül Assos'un biraz kendine sakladığı aylardan biri. Çünkü eylül geldiğinde Assos bambaşka bir yere dönüşmüyor. Deniz aynı deniz, zeytin ağaçları aynı yerde, Behramkale'nin taş sokakları yine yüzyılların izini taşıyor. Athena Tapınağı yine Ege'ye yukarıdan bakıyor.
Değişen daha çok çevredeki tempo.
Ve belki biraz da bizim bakışımız.
Assos'un Sesinin Biraz Kısıldığı Zaman
Yazın Assos canlıdır.
Sokaklar daha hareketlidir, plajlarda yazın tanıdık sesleri duyulur, günün planı çoğu zaman sabah erkenden başlar. Görülecek yerler, gidilecek deniz, çekilecek fotoğraflar vardır.
Eylül geldiğinde ise bu hareket yavaş yavaş başka bir ritme bırakır kendini.
Bu Assos'un sessizleştiği anlamına gelmez. Daha çok seslerin birbirinden ayrılmaya başladığı bir dönemdir.
Denizin kıyıya vuruşunu biraz daha fazla duyarsınız. Sabah kahvenizi içerken çevreye daha uzun bakarsınız. Zeytin ağaçlarının yapraklarının rüzgarda çıkardığı o kendine özgü sesi fark edersiniz.
Yaz boyuna manzaranın içinde duran küçük ayrıntılar, eylülde sanki biraz öne çıkar.
Assos değişmemiştir.
Belki yalnızca siz onu daha iyi duymaya başlamışsınızdır.
Eylül Arada Kalma Ayı
Eylülün güzel taraflarından biri de hiçbir mevsime tam olarak teslim olmamasıdır. Takvim sonbaharı gösterir ama bazı günler hala yazı hatırlatır. Sabah başka, öğle başka, akşam bambaşka hissettirebilir.
Sabah erken saatlerde hafif bir serinlik hissedilirken birkaç saat sonra güneş ısıtırken, akşam olduğunda ise Kuzey Ege rüzgarı ince bir gömleği giymeyi gerektirebilir.
Bu yüzden eylül tatilinin tek bir hali yoktur.
Bir günümüzü denizin içinde geçirirken ertesi gününüzü Assos'un çevresini keşfetmeye ayırabilirsiniz. Bazen uzun uzun oturmak, bazen ise sadece yürümek istersiniz.
Programınızı biraz hava, biraz ruh hali belirler.
Eylül Işığı Assos'a Çok Yakışıyor
Eylülde değişen yalnızca hava değildir. Günün ışığı da yavaş yavaş farklılaşmaya başlar. Yaz ortasının güçlü, dik güneşi yerini günler ilerledikçe daha farklı açılardan gelen bir ışığa bırakır. Sabah ve akşam saatlerindeki uzun gölgeler, taş yapıların dokusunu ve zeytin ağaçlarının renklerini başka türlü gösterir.
Assos gibi taşın, denizin ve zeytin ağacının aynı manzarada buluştuğu bir yerde bu değişim görülür.
Behramkale'nin taş duvarları, antik kentin sütunları, Kadırga Koyu'nun üzerindeki ışık...
Eylül Assos'un renklerini değiştirmez belki, ama onları biraz daha yumuşatır.
Assos Park Hotel' de Eylülün Ritmine Bırakmak
Kadırga Koyu'nda denize sıfır konumda bulunan Assos Park Hotel, eylülün bu yavaşlayan ritmine kolayca uyum sağlayabileceğiniz yerlerden biri.
Otelin zeytin ağaçlarıyla çevrili bahçesi, doğal taş mimarisi, özel plajı ve açık havuzu sayesinde gününüzü sürekli plan yapmak zorunda kalmadan geçirebilirsiniz. Sabah denizin kenarında başlayan bir gün, öğleden sonra bahçede devam edebilir. Başka bir gün Assos Antik Kenti'ne ya da çevredeki köylere doğru yola çıkabilir, dönüşte yeniden Kadırga Koyu'nun sakinliğine karışabilirsiniz.
Özellikle yazın en hareketli dönemini tercih etmeyen çiftler ve birkaç günlüğüne şehir temposundan uzaklaşmak isteyenler için eylülün farklı bir tatil alternatifi sunabilir.
Takvimde yalnızca ayın adı değişmiştir.
Belki Assos'un eylülde sakladığı güzel zaman da tam olarak budur.
Yazdan geriye kalan birkaç günü uzatmak değil, zamanı biraz daha yavaş yavaş hatırlamak.
Toplam Blog Yazısı: 210