Assos ve cevresi gezi onerileri
Assos’ta tatil yapanların çoğu bir noktada aynı şeyi düşünür. Buraya kadar gelmişken Kaz Dağları’nı da görsek mi? Cevap net: Kesinlikle evet. Çünkü Assos ile Kaz Dağları arasındaki mesafe düşündüğünüzden çok daha kısa. Ve bu kısa yolculuk, sizi bambaşka bir doğanın içine götürür.
Bazı yerler vardır, sadece gezilmez. Bir şekilde insanın içinde kalır. Assos’ta bunlardan biri. Buraya ilk kez gelen herkes önce denizi fark eder. Sonra taş evleri, zeytin ağaçlarını, rüzgarı… Ama biraz zaman geçtikten sonra şunu anlarlar: Assos sadece bir tatil rotası değil, aynı zamanda bir deneyimdir.
Bazı tatiller vardır, sadece dinlendirir. Bazıları ise insanın içinde küçük bir farkındalık bırakır. Son yıllarda insanlar artık sadece güzel bir manzara aramıyor. Nerede kaldığını, ne yediğini, doğaya nasıl bir iz bıraktığını da sorguluyor. İşte tam bu noktada sürdürülebilir tatil kavramı ortaya çıkıyor.
Yaz aylarında hareketli ve canlı olan Assos, kış geldiğinde bambaşka bir ruh kazanır. Kalabalıkların dağıldığı, sahillerin sessizleştiği ve doğanın kendi ritmine döndüğü bu dönmede Assos’un gerçek karakteri daha net hissedilir. Deniz aynı denizdir, taş sokaklar aynı sokaklardır ama ortamda farklı bir dinginlik vardır. Sanki bütün kasaba derin bir nefes almış gibi olur.
Yazın o parlak, hızlı kalabalık hali yavaş yavaş çekilirken geriye sakin, daha yumuşak, daha derin bir zaman kalır. Güneş hala vardır ama artık yakmaz. Rüzgar eser ama serinlemekten çok dinlendirir. Deniz hala çağırır…
Son yıllarda Assos ve çevresinde ev alan insanların sayısı giderek artıyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve daha sakin bir hayat arayan kişiler için bu bölge farklı alternatif sunuyor. İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi yoğun şehirlerden gelen bazı insanlar, Assos’ta geçirdikleri birkaç günün ardından daha fazla zaman geçirmek istediklerini fark ediyor.
Toplam Blog Yazısı: 219