Assos'ta yaz denildiğinde akla ilk gelenlerden biri masmavi deniz, güneş ve Kuzey Ege'nin kendini hemen hissettiren rüzgarıdır. Özellikle Kadırga Koyu'nda sıcak bir yaz gününde denizden çıktıktan sonra esen o rüzgar öylesine ferahlatıcıdır ki bazen güneşin altında olduğumuzu bile unuturuz.
Peki cildimiz de bizimle aynı fikirde mi?
Rüzgar serinletirken güneşin etkisi gerçekten azalıyor mu? Deniz suyunu cildimizde kurumaya bırakmak doğru mu? Şemsiyenin altındaysak güneş koruyucuya hala ihtiyacımız var mı? Bronzlaşınca cildimiz güneşe karşı daha dayanıklı hale geliyor mu? Peki bir dermatolog kendi deniz tatiline çıkarken çantasına neler koyuyor?
Assos Park Hotel blogunda bu kez tatilin cildimiz üzerindeki etkilerini konuşmak ve bazı bilgileri yeniden gözden geçirmek istedik.
Sorularımızı Dermatolog Dr. Fulya Göksu'ya yönelttik.
Deniz Tatilinde Cildimizi Yalnızca Güneş mi Etkiliyor?
Deniz suyu, rüzgar, sıcaklık ve güneş bir araya geldiğinde ciltte nasıl bir değişim oluşuyor?
Cildimiz tatilde yalnızca ultraviyole ışınlarına maruz kalmaz. Çevresel faktörlerden de etkilenebilir. Örneğin deniz suyunun yüksek tuzu cildin üst katmanındaki nemi çekerken, rüzgar su kaybını hızlandırarak cildin koruyucu yağ bariyerini zayıflatır.
Sıcaklık artışı ve terleme de cildin savunma mekanizmalarını olumsuz yönde etkiler. Tuz ve rüzgar cildi kurutup hassaslaştırırken, gelen güneş ışınları da savunmasız cilde çok daha derinlemesine ve zararlı bir şekilde nüfuz eder.
Kuzey Ege'nin Rüzgarı Güneş Konusunda Bizi Yanıltabilir mi?
Kuzey Ege gibi rüzgarın yoğun hissedildiği bölgelerde güneşin etkisini daha az fark etmek mümkün mü? Serinlik hissi, güneşten korunma konusunda bizi yanıltabilir mi?
Bu yanıltıcı bir durumdur. Kuzey Ege gibi rüzgarın daha yoğun hissedildiği bölgelerde rüzgar, cildin yüzey sıcaklığını düşürerek bize konfor sağlasa da havadaki zararlı UV ışınlarının yoğunluğunda azalma olmaz.
Rüzgarlı havalarda insanlar, “Hava ne kadar güzel, hiç yakmıyor” diye düşünürken aslında ışınlar cildi yakmaya ve hasar vermeye devam eder.
İşte Assos tatilinde belki de aklımızda tutmamız gereken en önemli ayrıntılardan biri bu: Rüzgar güneşi daha az hissettirebilir ama güneş oradadır.
“Bronzlaştım, Artık Bana Bir Şey Olmaz” Diyebilir miyiz?
Bronzlaşmış bir cildin de aynı şekilde korunması gerekir mi?
İnsanların cilt rengine göre deri tipleri vardır. Bu deri tipleri arasında 1-2'de yer alan çok açık deri tipi, açık renk göz, sarı veya kızıl tenli kişiler bronzlaşmadan doğrudan güneşte yanarlar. Bu deri tipindeki kişilerin tamamen güneşten korunması gerekir.
Bronzlaşabilen deri tipindeki kişilerin teni daha koyu olduğu için yanık riski fazla olmamakla birlikte yine de derileri hasar görebilir. Bilimsel olarak bronz bir ten en fazla çok zayıf bir koruma sağlar.
Dolayısıyla “Artık esmerleştim, bana bir şey olmaz” demek doğru değildir. Bronz cilt de yanabilir, DNA hasarı alabilir ve lekelenebilir. Bu yüzden güneş koruyucu kullanılması gerekir.
Denize Girdikten Sonra Güneş Koruyucuyu Yenilemeli miyiz?
“Suya dayanıklı” ibaresi ne kadar güvenilir?
“Suya dayanıklı” ibaresi ürünün su altında belirli bir süre kalabileceğini gösterir. Ancak bu, ürünün havluyla kurulandıktan veya kumda oturulduktan sonra cilt üzerinde aynı şekilde kalacağı anlamına gelmez.
Sürtünme, cildin üzerindeki koruyucu tabakayı fiziksel olarak ortadan kaldırabilir. Bu nedenle denizden veya havuzdan çıkıp kurulandıktan sonra güneş koruyucu yenilenmelidir. Saatlik olarak yenilenme tercih edilebilir.
Peki Ne Kadar Güneş Koruyucu Kullanmalıyız?
Yüz ve vücut için herkesin anlayabileceği pratik bir ölçü var mı?
Güneş koruyucu kullanımıyla ilgili pratik ölçü şudur: Yüz ve boyun bölgesi için işaret ve orta parmağın uzunluğu boyunca iki şerit halinde krem sıkılabilir.
Tüm vücut için ise ortalama bir yetişkine yetecek miktar yaklaşık bir çay bardağı dolusu losyondur.
Küçük bir ayrıntı gibi görünse de tatilde güneş koruyucu kullanırken miktarın da en az ürün seçimi kadar önemli olduğunu böylece öğrenmiş oluyoruz.
Şemsiyenin Altındaysak Güneşten Tamamen Korunuyor muyuz?
Kumdan ve deniz yüzeyinden yansıyan ışınların cilt üzerinde etkisi var mı?
Şemsiyeler sadece gökyüzünden doğrudan gelen ışınları engeller. Ancak kum, su yüzeyi ve hatta açık renkli zeminler güneş ışınlarını tıpkı birer ayna gibi cildinize doğru yansıtır.
Buna ek olarak gökyüzündeki bulutlar da ışığı dağıtmaya devam eder. Dolayısıyla gölgede oturulsa bile yerden ve sudan seken ışınlar cildi yakmaya devam eder.
Bu yüzden gölgede dahi güneş koruyucu kullanmak önemlidir.
Denizden Çıktıktan Sonra Tuzu Cildimizde Bırakmak Doğru mu?
Özellikle hassas ve kuru ciltlerde ne yapmak gerekir?
Denizden çıktıktan sonra tuzun cildin üzerinde kurumasına izin vermek kesinlikle doğru değildir. Kuruyan tuz kristalleri cildin içindeki nemi dışarı çeker, cildi kurutur ve tahrişe yol açabilir.
Özellikle hassas, kuru ve egzamaya yatkın ciltlerde kaşıntı ve pul pul dökülmeye sebep olabilir.
Deniz veya havuzdan çıkar çıkmaz ılık ve tatlı suyla duş alınmalı, cildin bariyeri rahatlatılmalı ve hemen ardından nemlendirici bir losyon uygulanmalıdır.
Yazın Farkında Olmadan Cildimize Zarar Veriyor Olabilir miyiz?
Güneşle birleştiğinde cildi hassaslaştırabilen kozmetik ürünler, ilaçlar ya da gıdalar var mı?
Bazı antibiyotikler, ağrı kesiciler, doğum kontrol hapları ve özellikle parfümlerin içinde yer alan bazı esansiyel yağlar güneş ışığıyla birleştiğinde ciltte kimyasal reaksiyona yol açabilir.
Güneşe çıkarken cilde doğrudan sıkılan parfümler veya alkollü ürünler, güneşte kalıcı kahverengi lekelere ve kimyasal yanıklara neden olabilir.
Tatil Akşamlarında Cildimize Nasıl Bakmalıyız?
Gün boyunca güneş, deniz ve rüzgarla temas eden cilde akşam saatlerinde neler yapmak gerekir?
Akşam bakımı cildi yormayacak kadar basit ama etkili olmalıdır.
Temel amacımız gün boyu biriken tuz, kum ve güneş kremini nazikçe temizlemek, ardından cildin su kaybını telafi etmektir.
İlk adımda cilt, kurutmayan yumuşak bir temizleme jeliyle yıkanmalı; ikinci adımda ise cildin bariyerini onaracak seramid veya hyaluronik asit içeren yoğun nemlendirici bir krem sürülerek dinlendirilmelidir.
Çocukların Cildinde Nelere Daha Fazla Dikkat Etmeliyiz?
Ailelerin deniz tatilinde en sık yaptığı hata nedir?
Çocukların cildi yetişkinlere göre çok daha ince, hassas ve savunmasızdır. Çocukluk çağında yaşanan ağır güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda çok ciddi cilt kanseri risklerini tetikler.
Bu nedenle çocuklar mutlaka gölgede tutulmalı ve mineral filtreli koruyucularla korunmalıdır. Çocuklara kimyasal filtreli güneş koruyucular kullanılmamalıdır. UV korumalı mayolar tercih edilebilir.
Özellikle çocuklarla geçirilen bir deniz gününde korumayı yalnızca güneş kreminden ibaret görmemek gerektiğini de böylece hatırlamış oluyoruz.
SPF 50+ Tek Başına Yeterli mi?
Güneş koruyucu seçerken SPF dışında nelere bakmalıyız?
Yüksek SPF, örneğin SPF 50+, tek başına yeterli değildir. Çünkü SPF sadece cildin yanmasına sebep olan UVB ışınlarına karşı koruma sağlar.
Cildin yaşlanmasına, elastikiyet kaybına ve derin lekelere yol açan asıl tehlike ise UVA ışınlarıdır.
Bu yüzden ürün seçerken kutunun üzerinde “Geniş Spektrumlu (Broad Spectrum)” ibaresinin ve UVA koruma derecesinin - PA++++ veya daire içinde UVA logosu - bulunmasına dikkat edilmelidir.
Güneş Lekelerine Yatkın Kişiler İçin Koruyucu Yeterli mi?
Lekeye yatkın, melazması olan kişilerde cildin melanosit hücreleri güneşe karşı aşırı hassastır. Sadece ultraviyole ışınları değil, görünür ışık ve sıcaklık bile lekelenmeyi tetikleyebilir.
Bu yüzden yalnızca standart bir güneş kremi yetersiz kalabilir.
Lekeye yatkın kişilerin demir oksit içeren renkli (tinted) güneş kremleri kullanması, geniş siperlikli şapkalar takması ve güneş ışınlarının en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında güneş altında kalmaması gerekir.
Parfümümüzü Sıkıp Plaja Çıkabilir miyiz?
Parfüm, deodorant veya bazı kozmetik ürünleri güneşe çıkmadan önce kullanmak sorun yaratabilir mi?
Parfümler ve deodorantlar güneşe çıkmadan önce cilde sıkıldığında ciddi sorunlar yaratabilir.
İçeriklerindeki bazı kimyasallar ve bitkisel özler güneşle reaksiyona girerek “Berlock dermatiti” denilen, tedavisi zor kalıcı koyu lekelere veya yanıklara yol açabilir.
Bu nedenle parfümleri doğrudan cilde sıkmak yerine kıyafetlerin üzerine sıkmak en güvenli yoldur.
Her Kızarıklık Basit Bir Güneş Yanığı mı?
Hafif kızarıklıklar genellikle basit birinci derece yanıklardır ve evde nemlendiricilerle rahatlatılabilir.
Ancak ciltte içi su dolu kabarcıklar oluştuysa ve buna şiddetli titreme, ateş, bulantı veya baş dönmesi eşlik ediyorsa bu durum ikinci derece tıbbi bir yanık tablosudur.
Başlangıçta geniş yüzeyli yanıklar varsa acil veya yanık ünitelerine, sonrasında da dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.
Güneş Gerçekten Cildimizin Düşmanı mı?
Belki de söyleşimizin en güzel sorularından birini sona sakladık.
“Güneş cilde tamamen zararlıdır” demek doğru bir yaklaşım mı? Güneşten korkmadan ama cildi koruyarak sağlıklı bir denge nasıl kurulabilir?
Dr. Fulya Göksu'nun cevabı oldukça güzel:
“Güneş cildin düşmanı değil, hayat kaynağıdır; önemli olan doğru dozda ve bilinçli faydalanmaktır.”
Vücudumuzun D vitamini üretmesi ve bağışıklık döngümüz için güneş ışığına ihtiyacımız vardır. Burada dengeyi kurmanın yolu; günün en dik ve tehlikeli saatlerinde güneşte kalmamak, sabah erken saatlerde veya akşamüstü uygun koruyucularla kısa süreli ve güvenli temaslar kurmaktır.
Bir Dermatoloğun Tatil Çantasında Neler Var?
Bu sorunun cevabını biz de özellikle merak ettik.
Dr. Fulya Göksu kendi tatil çantasında cildinin tipine uygun geniş spektrumlu güvenilir bir yüz ve vücut güneş kremi; cildin tuzunu ve kremini nazikçe arındırmak için sabun içermeyen temizleme jeli; seramid ve pantenol içeren onarıcı bir nemlendirici ve olası hassasiyetlere karşı ferahlatıcı termal su spreyi bulundurduğunu söylüyor.
Demek ki bir dermatoloğun tatil çantası da aslında düşündüğümüz kadar kalabalık değil. Doğru seçilmiş birkaç ürün yeterli olabiliyor.
Assos'a Gelirken Bu Üç Küçük Hatırlamayı Unutmayın
Söyleşimizin sonunda Dr. Fulya Göksu'dan Assos gibi hem denizin hem güneşin hem de açık havada geçirilen zamanın tatilin önemli bir parçası olduğu bir yere gelecek misafirler için üç küçük öneri istedik.
1. Kuzey Ege rüzgarının serinliğine aldanmayın.
Esinti sıcağı unuttursa da güneş ışınları cildinizi etkilemeye devam eder. Güneş koruyucunuzu düzenli olarak yenileyin.
2. Gölgeyi tek başına yeterli sanmayın.
Tarihi mekanları gezerken veya sahilde şemsiye altında otururken taştan, kumdan ve çevredeki yüzeylerden yansıyan ışınları da hesaba katın. Şapka ve güneş gözlüğünü ihmal etmeyin.
3. Akşam cildinizi ödüllendirin.
Gün boyunca rüzgar, tuz ve güneşle temas eden cildinize, akşam duşunun ardından iyi bir nemlendirme ile bakım yapın.
Assos'ta Güneşle Aramıza Mesafe Değil, Bilinç Koyalım
Assos Park Hotel'de bir tatil günü bazen sabah Kadırga Koyu'nun sakin deniziyle başlar, bazen havuz başında devam eder, bazen de Assos'un binlerce yıllık taşlarının arasında yapılan bir geziyle uzar.
Bütün bunların ortak noktası ise açık havada geçirilen zamandır.
Bu söyleşiden sonra Kuzey Ege'nin o güzel rüzgarını yine seveceğiz, denizden yine çıkmak istemeyeceğiz, güneşli Assos günlerinin tadını yine çıkaracağız. Sadece artık cildimizin bize söylemeye çalıştıklarını biraz daha iyi biliyoruz.
Çünkü iyi bir tatil güneşten kaçmak değil; güneşin, denizin ve rüzgarın tadını bilinçli bir şekilde çıkarmayı bilmek demek.
Değerli bilgilerini ve mesleki birikimini Assos Park Hotel okuyucularıyla paylaşan Dermatolog Dr. Fulya Göksu'ya içtenlikle teşekkür ediyoruz.
Toplam Blog Yazısı: 209