Assos, çocukla tatil yapmanın zor olmadığını hissettiren yerlerden biridir. Assos’un ilk fark edilen özelliği ise sakinliği olur. Ama bu sadece sessizlik değildir. Burada zaman yavaş akar, kimse acele etmez. Günler planlanmak zorunda değildir. Bu da çocuklu tatili kolaylaştıran önemli şeylerden biridir.
Yazın o parlak, hızlı kalabalık hali yavaş yavaş çekilirken geriye sakin, daha yumuşak, daha derin bir zaman kalır. Güneş hala vardır ama artık yakmaz. Rüzgar eser ama serinlemekten çok dinlendirir. Deniz hala çağırır…
Ege mutfağı denildiğinde çoğu kişinin aklına zeytinyağı, deniz ürünleri ve otlar gelir. Ancak bu bölgenin bir de doğal ve ferahlatıcı içecekleri olan, özellikle yaz aylarında sıkça tüketilen koruk suyu ve karadut suyu vardır.
Modern hayatın temposu çoğu zaman insanı kendinden uzaklaştırır. Sürekli bir yerlere yetişmek, ekranlara bakmak ve kalabalıkların içinde yaşamak… Bu hızın içinde çoğumuz en önemli kişiyi ihmal ederiz, kendimizi. İşte bu yüzden son yıllarda dünyada hızla büyüyen bir trend var: Solo travel, yani yalnız seyahat etmek.
Assos’a ilk kez gelenlerin en çok söylediği cümlelerden biri genellikle şudur: Denizin rengi neden bu kadar turkuaz? Gerçekten de Assos ve özellikle Kadırga Koyu çevresinde denizin rengi, Türkiye’nin birçok sahiline göre daha açık, daha berrak ve turkuaza yakın tonlarda görünür. Bunun tek bir sebebi yoktur. Assos’un coğrafi yapısı, deniz tabanı, rüzgarlar ve bölgenin doğal yapısı bir araya gelerek bu özel rengi ortaya çıkarır.
Assos’a ilk kez gelen birçok kişi bölgenin güzelliğini deniz, taş evler ve antik kentlerle anlatır. Athena Tapınağı’ndan görünen Ege manzarası, Behramkale’nin dar sokakları ya da Kadırga Koyu’nun berrak suyu gerçekten büyüleyicidir. Bu muazzam manzaraların yanı sıra doğanın sofraya uzanan hikayesi vardır.
Toplam Blog Yazısı: 220