Bu cümle ilk bakışta klişe gibi durur. Telefonu bırak, kendine dön söylemini çok duyduk. Ama Assos’ta olan şey, bir sloganın ötesinde. Burada insan telefonu bilinçli olarak bırakmaz ama çoğu zaman elinin gittiğini fark etmez. Çünkü ihtiyaç azalır.
Assos’a ilk gittiğimde balığın bu kadar övülmesini biraz abartı sanmıştım. Sonuçta balık balık balıktır diye düşünüyordum. Ama ilk akşam Assos Park Hotel’ de yediğim sade bir levrek, fikrimi tamamen değiştirdi. Tadı mükemmeldi. Et dokusu daha sıkıydı. Ağızda dağılan değil, diri kalan bir lezzet vardı.
Assos çevresinde akşam yemekleri uzun sürer. Kimse hızlı hızlı yemez. Sofra kurulduktan sonra aceleyle yemeği yiyip kalkmak gibi bir alışkanlık yoktur. Bu da yemeğin tadını fark etmeyi kolaylaştırır. Assos Park Hotel’ de akşam yemeği, bu sakinliğin bir uzantısı gibidir. Menüde gösterişten çok sadelik ön plandadır. Taze ürünler, yerel tatlar ve mevsime göre değişen yemekler masaya gelir.
Bazı yerler vardır; gezilir, fotoğrafı çekilir, anlatılır. Bazı yerler insana içten içe şunu söyler: Burada yaşanılır… Bu cümle çoğu zaman bilinçli olarak söylenmez. Bir anda içimizden gelir. Bir sabah kahvenizi içerken, Athena Tapınağından gün batımı manzarasına bakarken ya da hiçbir şey yapmadan.
Son misafir uğurlanır. Taş avludan ayak sesleri çekilir. Bir süre sonra rüzgarın sesi daha net duyulur. Deniz hala mavi ama suyu artık daha da soğuk, havuz kenarındaki minder toplanmaya başlar.
Assos’a ilk kez gelenlerin çoğu benzer tepki verir. ‘Burası beklediğim gibi değil’ İşte Assos’a gelenlerin şaşırdığı 7 şey:
Toplam Blog Yazısı: 220