18 Mart, Türkiye tarihinin en önemli günlerinden biridir. 1915 yılında Çanakkale Boğazı’nda verilen mücadele yalnızca bir askeri zafer değil, aynı zamanda bir milletin varoluş mücadelesinin simgesi olmuştur.
Assos’a ilk kez gelenlerin çoğu aynı şeyi hisseder ama tam olarak açıklayamaz. Manzara güzeldir, deniz etkileyicidir, taş evler zamana direnir… Ama tüm bunların ötesinde, burada farklı bir şey vardır. Sanki zaman biraz daha yavaş akar. İşte bu hissin bir sebebi var.
Bazı yerler vardır, sadece gezilmez. Bir şekilde insanın içinde kalır. Assos’ta bunlardan biri. Buraya ilk kez gelen herkes önce denizi fark eder. Sonra taş evleri, zeytin ağaçlarını, rüzgarı… Ama biraz zaman geçtikten sonra şunu anlarlar: Assos sadece bir tatil rotası değil, aynı zamanda bir deneyimdir.
Bazı ağaçlar sadece gölge vermez. Bazıları bir zamanlar bir bölgenin kaderini belirler. Assos’un çevresindeki tepelerde, zeytin ağaçlarının arasında sessizce yükselen palamut meşeleri de tam olarak böyle ağaçlardır. Bugün çoğu insan onların yanından fark etmeden geçip gider. Oysa bir zamanlar bu ağaçlar, Ege’nin en değerli doğal kaynaklarından biri olarak görülüyordu.
Assos’u ziyaret eden birçok kişi önce manzarayı fark eder. Athena Tapınağı’nın bulunduğu tepenin üzerinden Ege Denizi’ne bakarken ufukta Midilli Adası görünür, aşağıda taş evler ve antik surlar. Bu manzara yalnızca güzel bir Ege kasabasını değil, binlerce yıllık tarihin izleri vardır.
Türkiye’nin tarihindeki en önemli günlerden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı, yalnızca bir askeri zaferin yıldönümü değildir. Bu tarih, bir milletin özgürlüğe olan inancının, bağımsız yaşama iradesinin ve kararlılığının simgesi haline gelmiştir. 1922 yılında Büyük Taarruz’ un zaferle sonuçlanması, Anadolu’nun kaderini değiştiren ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden yolu açan en önemli dönüm noktalarından olmuştur.
Toplam Blog Yazısı: 160