Bugün kaç kez telefonuna baktığını hatırlıyor musun? Ben hatırlamıyorum. Çünkü çoğu zaman ekrana bakmak bilinçli bir hareket değil refleks. El gidiyor ekran kaydırılıyor ve sonra bir bakmışsın ki saatler geçmiş. Saatler geçiyor zaman akıp gidiyor ve bu esnada gerçekten dinlenmiş hissetmek zorlaşıyor. İşte tam bu noktada dijital detoks kavramı hayatımıza giriyor.
Assos’tan arabayla 20-25 dakika mesafede, Çanakkale İzmir yolunun hemen kenarında küçük ama çok anlamlı bir müze. 2001 yılında eski bir sabunhane binası restore edilerek hayata geçirilmiş. Sadece bir müze değil, aynı zamanda hala geleneksel yöntemlerle (kuru baskı usulü) zeytinyağı üreten bir fabrika.
Çok tanrılı inanç sisteminin hakim olduğu Antik Çağ’da tanrılarla insanlar arasındaki bağın kurulduğu kutsal mekanlardan biri altarlardır. Bu alanlar yalnızca adak sunulan yerler değil, aynı zamanda doğayla, gökyüzüyle ve tanrısal güçlerle kurulan sembolik temas noktalarıydı.
Bazı kapılardan içeri adım attığınızda zaman yavaşlar. Gürültü, yorgunluk geride kalır, omuzlar fark etmeden gevşer. Assos Park Hotel’ in kapısından içeri girdiğinizde hissedeceğiniz duygu tam olarak budur. Burada sizi yalnızca bir otel değil, sakinlik doğa içten bir misafirperverlik karşılar.
Assos’un taş sokaklarında dolaşırken Ege’nin tuzlu kokusuna karışan zeytin ağaçlarının huzuru insanı sarar. Athena Tapınağı’nda aşağıya, antik limana doğru inerken göz alabildiğince uzanan mavi deniz ve karşıda Midilli’nin silueti görünür. Burası binlerce yıllık felsefenin, mimarinin ve dinginliğin buluştuğu bir coğrafyadır.
Assos’a gelen herkesin ilk fark ettiği şey, buranın yalnızca bir tatil beldesi olmadığıdır. Taş sokaklar, zeytin ağaçları ve denize doğru açılan manzaralar arasında taş evler. Assos’un kalbi sayılan Behramkale köyünde dolaşırken, taş evlerin birbirine yaslanarak rüzgara karşı durduğunu görürsünüz. Bu evler gösterişten uzak ama karakterlidir. Her biri Assos’un sade anlayışını mimarisi ile de anlatır.
Toplam Blog Yazısı: 214