Assos'un en büyük sürprizi, yazın tam ortasında bile insanı yormayan bir ritme sahip olmasıdır. Elbette hava sıcaktır; sonuçta aylardan Temmuz. Ancak Kaz Dağları'nın eteklerinden gelen esintiler, denizin etkisi ve bölgenin doğal yapısı sayesinde günün birçok saatinde ferah bir ortam hissedilir.
Bilim insanları, kokuların hafızayla güçlü bir bağı olduğunu söylüyor. Bu yüzden yıllar sonra duyduğunuz tanıdık bir koku sizi hiç beklemediğiniz bir ana götürebilir.
Bazen haritalarda ismi küçük yazılmış bir köyün yakınında, bazen zeytin ağaçlarının arasındaki eski bir patikanın sonunda, yıllardır sessizce ayakta duran yapılarla karşılaşırsınız.
Temmuz ayı Assos’ta yazın en canlı dönemlerinden biridir. Gün içinde sahiller hareketlenir, koylar dolmaya başlar ve güneş kendini iyice hissettirir. Ancak Assos’u gerçekten özel yapan, zaman çoğu kişinin henüz uyanmadığı sabah saatleridir.
Assos denince ilk akla deniz, tarih ve taş sokaklar gelir. Oysa burada bambaşka bir güzellik var ki o da gökyüzü... Büyük şehirlerde yüksek binalar, yoğun ışıklar ve sürekli koşuşturma içerisinde olduğumuzdan başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmayı unutuyoruz. Assos’ta ise durum biraz farklı işliyor. Burada akşam olduğunda gözler kendiliğinden gökyüzüne dönüyor.
Tatilde en güzel şeylerden biri saate bakmayı unutabilmektir. Özellikle Assos’ta... Bir süre sonra telefon ekranındaki rakamların yerini güneşin ışığı, denizin tonu ve doğanın kendi ritmi almaya başlar. Burada zaman ilerler ama şehirde ama şehirde alıştığımız şekilde değil.
Toplam Blog Yazısı: 191