Assos’a ilk kez gelenlerin en çok söylediği cümlelerden biri genellikle şudur: Denizin rengi neden bu kadar turkuaz? Gerçekten de Assos ve özellikle Kadırga Koyu çevresinde denizin rengi, Türkiye’nin birçok sahiline göre daha açık, daha berrak ve turkuaza yakın tonlarda görünür. Bunun tek bir sebebi yoktur. Assos’un coğrafi yapısı, deniz tabanı, rüzgarlar ve bölgenin doğal yapısı bir araya gelerek bu özel rengi ortaya çıkarır.
Çoğumuz için sessizlik artık nadir bir durum. Evde televizyon açık. Sokakta trafik sesi. Telefonda bildirimler. Sosyal medyada sürekli bir akış… Günün sonunda yoruluyoruz ama neden yorulduğumuzu tam olarak anlamıyoruz. Çünkü bu fiziksel değil, zihinsel bir yorgunluk.
Assos denildiğinde çoğu kişinin aklına antik kent, yaş sokaklar ve Athena Tapınağı gelir. Ancak Assos’ta deniz çok derin bir yere sahiptir. Bu muhteşem kıyılar sadece yüzmek için değil, aynı zamanda balık tutmak için de oldukça elverişlidir. Özellikle sabahın erken saatlerinde veya gün batımına yakın saatlerde, Assos kıyılarında oltasını denize bırakan insanlar görmek oldukça normaldir. Ege Denizi’nin bu bölgesi, temiz suyu ve kayalık kıyı yapısı sayesinde birçok farklı balık türüne ev sahipliği yapar. Bu nedenle Assos’ta balık tutmak yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda bölgenin günlük yaşamının bir parçasıdır. Assos’ta Balık Tutmanın En Güzel Yanı ise Sessizlik
Assos’ta yaz tatili planlayan birçok kişinin aklında benzer bir soru olur. Assos’a gitmek istiyoruz ama rezervasyonu ne zaman yapmak gerekir? Assos, Türkiye’deki birçok tatil bölgesinden biraz farklıdır. Büyük otellerin, yüzlerce odalı tatil köylerinin olduğu bir yer değildir. Daha çok küçük oteller, taş evler ve butik konaklama yerleri vardır. Bu yüzden özellikle yaz aylarında rezervasyonlar oldukça hızlı dolabilir.
Aralık ayı geldiğinde Assos bambaşka bir yere dönüşür. Yazın kalabalık olan Kadırga Koyu sessizleşir. Sahildeki şezlonglar toplanmıştır., restoranların bir kısmı kapanmıştır, sokaklarda artık yazın o hareketli adımlar yoktur. Rüzgar biraz daha sert eser, denizin rengi biraz daha koyulaşır.
Yoganın kökeni binlerce yıl öncesine, Hindistan’a kadar uzanıyor. Bugün ise dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın günlük hayatının bir parçası haline gelmiş durumda. Kimileri için bir egzersiz, kimileri için zihin sakinleştiren bir pratik… Ama çoğu kişi için yoga hayatın içinde kısa bir durma fırsatı.
Toplam Blog Yazısı: 178