Assos’a gelen birçok kişi ilk günlerde klasik tatil anlayışları ile hareket eder. Hızlı planlar yapılır, görülmesi gereken yerler listelenir, her günün programı hazırlanır. Ama Assos birkaç gün sonra misafirlere öğretir ki burada bazı şeyleri yapmamak, aslında tatilin en güzel kısmıdır.
Assos ve çevresi yalnızca tarihi ve deniziyle değil, aynı zamanda mutfağıyla da oldukça zengin bir bölgedir. Assos’ta gezerken bazen bir zeytinyağı, bazen bir peynir, bazen de adını daha önce hiç duymadığınız bir tatlıyla karşılaşabilirsiniz.
Assos (Behramkale) ısırgan çullaması, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Assos bölgesinin yöresel lezzetlerinden biri. Assos’ta bahar aylarında restoranlarında, köy evlerinde ve turistik mekanlarda sıkça karşılaşılan tat. Ege mutfağında ısırgan, sabrın ve bilgeliğin simgesidir.
Assos denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak tepede yükselen Athena Tapınağı gelir. Oysa tapınaktan aşağı doğru baktığınızda gözünüze çarpan o küçük, taş evlerle çevrili koy Assos Antik Liman.
Son yıllarda ‘Blue Zone’ yani ‘Mavi Bölge’ kavramı sıkça konuşuluyor. Bu terim dünyada insanların ortalamadan daha uzun ve sağlıklı yaşadığı bölgeler için kullanılıyor. Bu yerlerden biri de Ege’ deki Ikaria adası. Peki karşı kıyıda duran Assos için böyle bir benzetme yapmak mümkün mü?
Assos, yalnızca gündüzleri değil, geceleri de etkileyici bir coğrafyaya sahiptir. Şehir ışıklarından uzak konumu, yüksek rakımı ve açık ufku sayesinde Assos ve çevresi, yıldız gözlemi yapmak isteyenler için Kuzey Ege’nin en özel yerlerinden biridir. Özellikle yaz sonu ve sonbahar aylarında, ay ışığının az olduğu gecelerde gökyüzü neredeyse çıplak gözle izlenebilecek kadar net olur.
Toplam Blog Yazısı: 160