Assos denildiğinde çoğu kişinin aklına Athena Tapınağı, antik liman ve Behramkale’nin taş sokakları gelir. Ancak bu küçük Ege yerleşimi, yüzeyde görünenin çok daha ötesinde bir tarihe sahiptir. Assos’un geçmişi sadece antik kalıntılarla değil, felsefeden ticarete, jeolojiden mimariye kadar birçok farklı hikayeyi içinde barındırır.
Son yıllarda dünyada yeni bir yaşam ve çalışma şekli ortaya çıktı. Dijital göçebelik. İnternet bağlantısı olan her artık bir ofise dönüşebiliyor. Yazılımcılar, tasarımcılar, içerik üreticileri, danışmanlar ve uzaktan çalışan birçok profesyonel artık büyük şehirlerin yoğun temposu yerine daha sakin, ilham veren yerleri tercih ediyor.
Assos’a ilk kez gelen birçok kişi bölgenin güzelliğini deniz, taş evler ve antik kentlerle anlatır. Athena Tapınağı’ndan görünen Ege manzarası, Behramkale’nin dar sokakları ya da Kadırga Koyu’nun berrak suyu gerçekten büyüleyicidir. Bu muazzam manzaraların yanı sıra doğanın sofraya uzanan hikayesi vardır.
Assos’a gelenlerin çoğu ilk olarak denizi fark eder. Masmavi Ege, taş evler, Athena Tapınağı’nın silueti… Ama biraz dikkatli baktığınızda bu gölgenin gerçek sahipleri aslında zeytin ağaçlarıdır.
Ege’nin en etkileyici köşelerinden biri olan Assos Behramkale, çoğu kişi için antik tapınaklar, taş sokaklar ve zeytin ağaçlarıyla anılır. Oysa bu kasabanın sessiz ama derin bir mirası daha vardır. Dar sokaklarda, taş evlerin kapı önlerinde ya da küçük dükkanların içinde karşınıza çıkan el dokuması olan Yörük halıları… Assos’u özel kılan detaylardan biride budur.
Assos Antik Kenti’nin en etkileyici ve en iyi korunmuş kalıntılarından biri kesinlikle surlardır. Assos surları kente yaklaşırken insanın ilk fark ettiği yapılardan biridir. Surların büyük bir bölümü M.Ö. 4.yüzyıla dayanır. Kenti çepeçevre saran 3200 metreye varan uzunluğunda ve yer yer 20 metreye varan yüksekliğinde bir duvar olarak günümüze kadar gelmiştir. Manzarası Athena Tapınağı kadar etkileyicidir.
Toplam Blog Yazısı: 160