Bazı yerle vardır, kapandığında bile tamamen kapanmış sayılmaz. Kış boyunca sessizleşir, yavaşlar, içine çekilir. Duvarlar soğur, bahçe dinlenir. Deniz her zamanki gibi orada olmaya devam ediyordu. Her şey biraz sessiz, biraz beklemede…
Apollon Smitheus Tapınağı, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar Beldesinde yer alır. Assos’a yaklaşık 26 kilometre mesafedeki bu antik yapı M.Ö. 2.yüzyıla tarihlenir ve Anadolu’daki İon düzeninin dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Ege’nin en güzel koylarından birine bakan, volkanik bir tepenin yamacına kurulmuş bir antik kent düşünün. Adı Assos. Behramkale köyü’ nün taş evleri arasında dolaşırken bir anda kendini M.Ö. 4.yüzyılda bulursun. İşte tam bu yürüyüş sırasında, Athena Tapınağı’ndan aşağı inen patikada karşına çıkan yer Agora’dır. Antik dönemde kentin merkeziydi.
Küçük şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir tarafı vardır. Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin sesine aşinadır. Antik Assos’ta hayat buna benzerdi. Sözler yalnızca söylenmez duyulurdu. Egenin kıyısında, taşın rüzgarla konuştuğu bir şehir düşünün. Assos yalnızca felsefenin ve ticaretin değil, sesin de dolaştığı bir yerdi.
Assos’tan arabayla 20-25 dakika mesafede, Çanakkale İzmir yolunun hemen kenarında küçük ama çok anlamlı bir müze. 2001 yılında eski bir sabunhane binası restore edilerek hayata geçirilmiş. Sadece bir müze değil, aynı zamanda hala geleneksel yöntemlerle (kuru baskı usulü) zeytinyağı üreten bir fabrika.
Çok tanrılı inanç sisteminin hakim olduğu Antik Çağ’da tanrılarla insanlar arasındaki bağın kurulduğu kutsal mekanlardan biri altarlardır. Bu alanlar yalnızca adak sunulan yerler değil, aynı zamanda doğayla, gökyüzüyle ve tanrısal güçlerle kurulan sembolik temas noktalarıydı.
Toplam Blog Yazısı: 178