Bazı yerleri anlatmak için haritaya bakmak yetmez. O yerleri anlamak için orada doğmuş, büyümüş, taşını toprağını tanıyan birinin cümlelerine kulak vermek gerekir. Assos’u da en iyi, yıllardır burada yaşayanlar anlatır.
Assos denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak tepede yükselen Athena Tapınağı gelir. Oysa tapınaktan aşağı doğru baktığınızda gözünüze çarpan o küçük, taş evlerle çevrili koy Assos Antik Liman.
Assos kıyısında gün batımına doğru denize baktığınızda, ufuk çizgisinin hemen üzerinde başka bir ülkenin varlığını çıplak gözle görebilirsiniz. Midilli Adası. Hava açıksa, gün batımı çökerken karşı kıyının ışıkları da tek tek belirmeye başlar. O an hissedilen şey yalnızca bir manzara estetiği değil, daha çok sınırda olma duygusudur.
Assos’a her gittiğimde, sanki ayaklarım otomatik olarak o taşlı patikalara yöneliyor dediğinizi duyar gibiyim. Behramkale’nin dar sokaklarından çıkıp antik kentin girişine vardığında, zihnindeki tüm sesle susuyor ve sadece doğa ve sen baş başa kalıyorsun. Burada yürüyüş yapmak sadece atım atmak değil, binlerce yıllık bir hikayenin içinde olmak gibi. Burada yürümek zamana karışmak gibi. Assos’ta yapılan trekking ve hiking rotaları tam olarak böyle bir deneyim sunar.
Bazı yerle vardır, kapandığında bile tamamen kapanmış sayılmaz. Kış boyunca sessizleşir, yavaşlar, içine çekilir. Duvarlar soğur, bahçe dinlenir. Deniz her zamanki gibi orada olmaya devam ediyordu. Her şey biraz sessiz, biraz beklemede…
Apollon Smitheus Tapınağı, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar Beldesinde yer alır. Assos’a yaklaşık 26 kilometre mesafedeki bu antik yapı M.Ö. 2.yüzyıla tarihlenir ve Anadolu’daki İon düzeninin dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Toplam Blog Yazısı: 160