Assos’un eşsiz doğasında, bazen en güçlü deneyimler en basit olanlardır. Terlikleri bir kenara bırakıp çıplak ayakla toprağa, çime, kuma ve denize dokunmak…
Assos, çocukla tatil yapmanın zor olmadığını hissettiren yerlerden biridir. Assos’un ilk fark edilen özelliği ise sakinliği olur. Ama bu sadece sessizlik değildir. Burada zaman yavaş akar, kimse acele etmez. Günler planlanmak zorunda değildir. Bu da çocuklu tatili kolaylaştıran önemli şeylerden biridir.
Bazı tatiller vardır, sadece dinlendirir. Bazıları ise insanın içinde küçük bir farkındalık bırakır. Son yıllarda insanlar artık sadece güzel bir manzara aramıyor. Nerede kaldığını, ne yediğini, doğaya nasıl bir iz bıraktığını da sorguluyor. İşte tam bu noktada sürdürülebilir tatil kavramı ortaya çıkıyor.
Tatil hazırlığı çoğu zaman aynı telaşla başlar. Ne giyeceğim, en alacağım, ne eksik kalır? Sonra bir bakarsınız, valiz dolmuş taşmış. Yedek ayakkabılar, belki giyerim diye alınan kıyafetler, gereğinden fazla kozmetik ürünleri… Eğer rotanız Assos Park Hotel ise, bu kez valiz hazırlığını biraz farklı düşünmek gerekir.
Yılın sonuna doğru birçok insan benzer bir duygunun içinde bulur kendini. Aylar geçmiş, işler yapılmış planlar kovalanmış, sorumluluklar yerine getirilmiştir. Zaman ilerlerken hayatta hız kesmeden devam etmişti. Dışarıdan bakıldığında yıl dolu dolu geçmiş gibi görünür. Ama insan bazen tam da bu noktada kendine şu soruyu sormak ister:
Yazın o parlak, hızlı kalabalık hali yavaş yavaş çekilirken geriye sakin, daha yumuşak, daha derin bir zaman kalır. Güneş hala vardır ama artık yakmaz. Rüzgar eser ama serinlemekten çok dinlendirir. Deniz hala çağırır…
Toplam Blog Yazısı: 160