Athena Tapınağı'nı görmek, Behramkale'nin taş sokaklarında yürümek. Antik Kent'i gezmek, Antik Liman'a inmek, Kadırga Koyu'nun deniziyle tanışmak... İlk geliş biraz merakla geçer.
Ağustosun parlak ve güçlü güneşi biraz yumuşamaya başlamış, günün ilk ve son saatlerinde ışığın rengi değişmiş, taş duvarların üzerine düşen sarı tonlar daha belirgin hale gelmiştir. Zeytin ağaçlarının arasından süzülen güneş başka, denizin üzerinde uzayan ışık başka görünür.
Yaz aylarının haziran, temmuz ve ağustos' ta ibaret sanıyorsanız, dün gece bir mevsimin bittiğini düşünebilirsiniz. Okulların açılmasına az kaldı, tatil dönüşleri başladı. Assos'ta Kadırga Koyu'nda denize doğru baktığımızda takvimle manzaranın pek de aynı fikirde olmadığını fark edebilirsiniz.
Bugün rotamızda antik bir kent, saklı bir koy ya da Assos çevresinde keşfedilecek bir köy yok. Kadırga Koyu'nda, denizin hemen yanı başındaki Assos Park Hotel' i daha yakından tanıyoruz.
Şehirde sessizliği tarif etmek kolay. Araba sesi yoksa, telefon çalmıyorsa, sokaktan gürültü gelmiyorsa sessizdir deriz. Peki deniz kenarında sessizlik nasıl tarif edilir?
Tatil dediğimiz şey biraz da günlük alışkanlıkların dışına çıkmak değil mi? Sabah alarmını düşünmemek, saate daha az bakmak, denizin sesini duymak, çocuklarla gerçekten oyun oynamak, uzun uzun sohbet etmek.
Toplam Blog Yazısı: 214