Assos kıyısında gün batımına doğru denize baktığınızda, ufuk çizgisinin hemen üzerinde başka bir ülkenin varlığını çıplak gözle görebilirsiniz. Midilli Adası. Hava açıksa, gün batımı çökerken karşı kıyının ışıkları da tek tek belirmeye başlar. O an hissedilen şey yalnızca bir manzara estetiği değil, daha çok sınırda olma duygusudur.
Assos’a ilk gittiğimde balığın bu kadar övülmesini biraz abartı sanmıştım. Sonuçta balık balık balıktır diye düşünüyordum. Ama ilk akşam Assos Park Hotel’ de yediğim sade bir levrek, fikrimi tamamen değiştirdi. Tadı mükemmeldi. Et dokusu daha sıkıydı. Ağızda dağılan değil, diri kalan bir lezzet vardı.
Assos çevresinde akşam yemekleri uzun sürer. Kimse hızlı hızlı yemez. Sofra kurulduktan sonra aceleyle yemeği yiyip kalkmak gibi bir alışkanlık yoktur. Bu da yemeğin tadını fark etmeyi kolaylaştırır. Assos Park Hotel’ de akşam yemeği, bu sakinliğin bir uzantısı gibidir. Menüde gösterişten çok sadelik ön plandadır. Taze ürünler, yerel tatlar ve mevsime göre değişen yemekler masaya gelir.
Kış aylarının sakinliği geride kaldı. Assos yine yerinde, deniz yine aynı mavilikte; ama, artık sahilde dinlenmeye gelmiş, gülen eğlenen insanlar var. Sabah kahvaltılarında sohbetler uzuyor, gün batımında kıyıda bekleyen insanlar çoğalıyor. Nisan’la birlikte sezon başladı, kapılar açıldı ve Assos Park Hotel yeniden misafirlerini ağırlamaya başladı.
Bazı yerle vardır, kapandığında bile tamamen kapanmış sayılmaz. Kış boyunca sessizleşir, yavaşlar, içine çekilir. Duvarlar soğur, bahçe dinlenir. Deniz her zamanki gibi orada olmaya devam ediyordu. Her şey biraz sessiz, biraz beklemede…
Kış bazı yerleri sessizleştirir, bazı yerleri ise gerçek haline döndürür. Assos kış gelince kapanan değil sadeleşen yerlerden biridir. Yazın kalabalıkla paylaşılan manzara, kışın neredeyse yalnızca sana kalır. Rüzgar, deniz ve taş ilk kez bu kadar net olur. Bu yüzden Assos’ta kış, bir mevsim değil, bir hal değişimidir.
Toplam Blog Yazısı: 215